Acının insanı olgunlaştırdığı söylenir hep.
Yirmi yaşında bir genç düşünün. Kansere yakalandı. Hem bedensel hem de ruhsal olarak yoğun acılar içinde kıvranıyor. Bu genç altı ay sonra öldü. Olgunlaşamadan öte dünyaya gitti. Şimdi soru şu: Boşu boşuna mı çekti onca acıyı? Geceleri boşu boşuna mı uykusuz geceler geçirdi?
Hayatı anlamsız buluğunu söyleyen biri özünde "hayatta bana anlamlı gelen bir hedefim yok" demektedir. Değerli bulduğumuz hedeflere sahip olmak ve onlarda ilerleme kaydetmek hayatımıza anlam duygusunu katar ve bir tür antidepresan etkisi görür.