Elinde Oscar Wilde'ın kitabı vardı; ciltleri yıpranmış, sayfaları sararmış, ama kelimeleri hâlâ keskin, hâlâ canlı. Bu adam, sanki yanlış çağda doğmuştu; dünyaya ya çok erken gelmiş ya da çok geç kalmıştı. Bütün suçu buydu belki: fazla erken, fazla berrak, fazla kendisi olmak.