Sırf fiyatı uygun ve kapağı güzel diye alıp okuduğum bu kitaba inceleme de yazayım bari.
Ölümsüz Kızlar açıkçası başlarda beni çok içine çekemeyen hatta bırakmayı düşündüğüm bir kitaptı. Sırf kitapları yarım bırakma huyum olmadığı için devam ettim, bir de kızların akıbetini merak ettiğimden ama sonra şaşırtıcı bir şey oldu ve sonlara doğru ciddi anlamda sevdiğim bir kitap oldu. Konusu zaten baştan ilginçti: İkiz kardeşler Lil ve Kizzy, toplum tarafından dışlanan göçebe bir topluluğun içinde yaşıyorlar ve bir olaydan sonra hayatları tamamen değişiyor. Hikâye ilerledikçe kendilerini karanlık, ürkütücü bir dünyanın içinde buluyorlar. Kitabın özellikle son kısmında vampirler ve Drakula tarafı devreye girince atmosfer çok daha etkileyici hâle geldi ve ben de o noktada hikâyeye tamamen girdim diyebilirim.
Ama şunu baştan söylemek lazım bu kitapta öyle büyük aşk hikâyeleri ya da sürekli aksiyon sahneleri yok. Daha çok karanlık bir masal gibi ilerliyor. Atmosferi çok yoğun, yer yer rahatsız edici ve kasvetli. Kitap aslında korkudan çok dışlanmışlık, özgürlük, kadınların toplumdaki yeri ve hayatta kalma mücadelesi üzerine kurulu. Bu yüzden herkese hitap etmeyebilir ama farklı türler denemeyi sevenlerin hoşuna gidebilir.
Benim için biraz geç açılan bir kitaptı ama son 100 sayfası gerçekten akıcıydı. Zaten kısa bir kitap olduğu için bir günde rahat okunur. Özellikle gotik hava seven, klasik aşk hikâyelerinden farklı bir şey okumak isteyenlere tavsiye ederim.