- Koyunlar, yeni edindiği bir dostun kent girişinde bulunan ağılındaydılar. Bu yörelerde bir yığın arkadaşı ve bu da yolculuk yapmayı neden bunca sevdiğini açıklıyor. Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez. Tıpkı şu, düşleri gerçeğe dönüştürmeyi beceremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi.
- Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdigi sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.
- Simyaci bir sise acip konugunun bardagina kirmizi renkli bir sivi koydu. Sarapti ve omur boyunca hic icmedigi en guzel saraplardan biri. Ama sarabi seriat yasaklamisti. Kotuluk dedi simyaci, insanin agzindan giren seyde degildir. Kotuluk oradan cikandir.
- Bir sey istedigimiz zaman, dusumuzu gerceklestirmek icin butun evren isbirligi yapar.
- En karanlik an safak sokmeden onceki andir.