Hiç beklemediğim bir anda hayatıma giren ve girdiği gibi de beklenmedik bir şekilde hayatımdan çıkan bir arkadaşımın hayatımın kitabı diyerek bana önerdiği kitap...
Öncelikle kitabın yazılış tekniği, üslubu ve edebi tarzı bu kadar uzun olmasına rağmen elinizde su gibi akıp gitmesini sağlıyor. Karakterlerin iç konuşmaları, içsel kavgaları, kendileri ile ilgili yorumları eşsiz bir tad bırakıyor, kitap sizi hiç sıkmıyor. Gelelim hikayesine, 60 ihtilali dönemindeki bir yasak aşkı anlatan kitabımızda, dönemin siyasi olayları ile aşk harmanlanarak verilmiş bize. Ama herşey den önce ben de uyandırdığı ilk etki maalesef aradan 60 yıl da geçse daha da fazla geçse bizim ülkemizde herşey aynı, döngüler hep aynı, sanki aynı olayları farklı farklı insanlarla ama aynı hikaye ile tekrar tekrar yaşıyoruz. Dönemine göre teknoloji gelişiyor, ortamlar değişiyor ama bakışlar, hatalar, tahammülsüzlük, benden olmayan benim gibi düşünmeyene açılmayan kapılar, bir de her devrin adamı olan herşeye uyum sağlayan Rasim gibi insanlar hiç değişmiyor.
Nermin bana yaprak dökümünde ki Hayriye hanımı hatırlattı okuduğum her satırda, 'aman ağzımızın tadı bozulmasın '... Kenan ne yaparsa yapsın herşeyi alıp kabul eden, nazardan büyüden medet uman, belki de hiç tanımadığı kocasını asla terk etmeyen (Günsel'in aksine) ideal eş. Aslında ne çok var çevremiz de bu insanlardan, kadınlardan. Aman sıkıntı çıkmasın diye ses çıkarmadıkça değişen dönüşen, bir gün geriye dönüp baktığında kendinden geriye hiçbir şey kalmamış bir sürü insan.
Kenan' ı nasıl yorumlamak gerektiğini çok düşündüm, okurken o kadar çok kızdım ama o kadar da çok anladım ki onu, nerdeyse bütün ikilemlerini ben de yaşadım onunla, sanırım bu da yazarın başarısı. Olmak istediği kişi ile olduğu insan arasında sıkışıp kalan bir insan bence