Anlatmak istediğini gayet açık, kısa ve hatta bazı yerlerde tekrara düşerek ama sıkmadan anlatan bir kitap. Dönem dönem kendine hâkim olamayarak çocuklarina bağıran, sonra pişman olup kendine söz veren ama ertesi gün kendini yine aynı döngü de bulan ebeveynlerden biriyseniz benim gibi, olaya dışardan bakmanıza ve bu döngü den çıkmanıza yardım edebilecek bir kitap bence. En beğendiğim ve beni şöyle bir silkeleyen 'çocuklarimizdan değil çocuklarimiza karşı sorumluyuz' cümlesi ile anlatmaya çalıştığını özetliyor bence. Son zamanlarda okuduğum bütün kişisel gelişim kitaplarında da anlattığı gibi eninde sonunda yol kendimize çıkıyor. Nasıl mutluluk, huzur da bizim kendimizi nasıl gördüğümüz ve kişisel gelişimimizle ilgiliyse bağırmamak da sadece bizimle ilgili. Çünkü sadece kendimize müdahale edebiliriz ve sadece kendi kendimizi sakinleştirebiliriz. Çocuklarımiz birer birey olarak gördüğümüzde, onların da kendi seçimleri, öfkeleri, kararları olduğunu kabul ettiğimizde, yetişkin olma yolunda yanlarında sadece eşlik ettiğimiz gerçeğini kabul edince sanırım başetmek daha kolay olacak. Elbette ki çocuklarımizi çok seviyoruz ama sadece sevmek ve korumaya çalışmak onlari hayata hazırlamak için yeterli değil. Çocuk sahibi olmak sanırım bu hayatta insanı en çok büyüten ve gerçek anlamda yetişkin olmayı sağlayan yegane şey, hem bu kadar güzel hem de bu kadar zor olması da bu işte ki büyü galiba...
Çocuklar çok küçükken, büyüdüklerinde nasıl bir insan olacaklarının tamamen benim sorumluluğumda olduğunu düşünürdüm. Şimdiyse tam da kendi varoluşlarına doğru büyüdüklerini düşünüyorum. Çünkü binlerce farklı biçimde yollarından çekilmemi ve onları kendi hallerine bırakmamı istediler...