Ayşe Özalp

Ayşe Özalp
Güzel sevmek gerek azizim, güzel sevmek... Insana rast gelesin... Düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya...
Üniversite
Aydın, 6 Mayıs 1980
95 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Başyapıt
10/10
·704 syf.··
2025 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 21:42
Yaklaşık 20 yıl kadar önce, isminden haberdar olduğum ancak tanışmamızın yılları bulduğu bir baş yapıt olur kendileri. Böyle kitapları belki de hayatın çok başında okumak gerekiyor ki bütün hayatınızı nasıl yaşayacağınıza, yaşamınızı nasıl şekillendireceğinize karar verebilesiniz ama ne diyoruz 'geç olması hiç olmamasından iyidir' düsturu ile devam ediyoruz yolculuğa... 3 cilt olması, her kitabın da sayfa sayısının fazla olması nedeniyle kitaba başlarken endişeli olmama rağmen, Ayn Rand kendi kurduğu ütopya da gerek karakterler, gerekse olay örgüsü ile okura oldukça akıcı bir yolculuk yaşatıyor. Kitapta ki her bir karakter, her bir olay hem gerçek olamayacak kadar uzak hem de sanki her an yaşanıyormuş, hep tanıdığımız insanlarmış kadar tanıdık. Hele de kurgulanan dünya ve o dünyada ki dönen siyaset, ticaret ne kadar da tanıdık...!!! Bu serinin ben de yarattığı duyguyu ifade edebilmek bile sanırım ciddi bir emek isteyecek, bu yüzden de bunca zaman olmasına rağmen cesaret edemedim bir inceleme yazmaya, tam olarak bana ifade ettiklerini anlatamamak ben de hissettirdiği hayranlığı aktaramamaktan korktum... Bu seri gerçek anlamda bir şaheser bence, bir roman hem bu kadar ufuk açıcı hem de bir roman gibi akıcı olmayı nasıl başarır bilemiyorum, bir felsefesi var anlatmak istediği birşeyler var ve bunu bir ütopya da dünya denen cehennem de istersek bu dünyayı bize nasıl da cennete de çevirebileceğimizi göstermeye çalışıyor. Bütün hikaye, anlattığı ütopya, dili, olay örgüsü hepsi teker teker kendi alanında muhteşem, elbet yıllar sonra bile aklımda kalacak ve hayranlığım devam edecek, ama benim hayatıma en çok dokunan bölüm sanırım bencillik kavramının ne kadar da farklı anlaşılabileceği ve gerçek bencilliğin aslında ne olduğu ile ilgili yaptığı yorumlar sanırım.. Çevremde o
Atlas Vazgeçti - 3. KitapAyn Rand · Pegasus Yayınları · 2021467 okunma
Reklam
Benim hala umudum var...
10/10
·240 syf.··
2024 22. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2024 16:19
Kitabın her sayfasını hem bir ebeveyn hem de bir çocuk olarak okudum galiba, her sayfayı ben nasıldım çocuklarıma neler yapıyorum diye sorgulayarak baktım. Bazen modernlik ve iyi bir ebeveyn olmayı ne kadar çok abarttığımızı gördüm her sayfada, çocuklarımıza iyilik yaptığımızı düşünürken ne kadar çok hatalar yapmışız meğerse, sanki bizim anne babalarımız kötüydü, onlar bazı sorunlarımızı kendimiz çözmemiz beklerken ilgisiz anne baba mıydı, ya da bu kadar çok abartmamışlar mıydı iyi olmayı hata yapmamayı... Kısa ebeveynlik hayatım boyunca öğrendiğim yegane şey galiba ne zaman hata yapmayayım bu konuda dediysem hep oralarda hata yaptım. Sonuç yapmaya çalıştığımın tam tersi oldu çoğunlukla, hem ben üzüldüm hem çocuklar sonuç hüsran... Yazar bize her fırsatta bunu hatırlattı sanki bana, bırak dedi bu hayat onların sorumluluklarını alsınlar, direksiyona onlar geçsin sen eşlik et sadece, oysa benim okul hayatımda da kimse bana ödevlerimi sormamıştı ben almıştım o sorumluluğu ama nerde kırıldı nasıl oldu bilemeyerek geldiğim noktayı hayretler içinde gördüm. Kendisi hakkında çok bilgim olmayarak başladım kitabına, eleştirilerin aksine dilini de anlatımını da örneklerini de çok beğendim. Vermeye çalıştığı mesajı da din ve eğitim konusunda gösterdiği benzerliklere de yürekten katılıyorum. Geldiğimiz nokta ortada sanırım en güzel cevap da bu zaten. Bize anlatılmaya çalışılanı anlayamamakla geçiyor ömrümüz maalesef bu din de de böyle, gölge de de böyle... Belki de önce sevgiyi öğrenmemiz gerek, gerçek sevginin nasıl olduğunu, ne olduğunu, sonra eğitimden, dinden, evlilikten devam edilir zannımca. Son olarak her bireyin, her eğitimcinin, her ebeveynin okuması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklarımızın gözlerindeki ışığı söndürmeden, kendimize benzetmeden önce okuyup onları dönüşü
GölgeAhmet Naç · Doğan Kitap · 20181,317 okunma
Neresiydi Ev...
10/10
·456 syf.··
2024 19. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 20:14
Sanırım artık aranızda yeni bir Nermin Yıldırım fanı var... Kitap sohbetine dalabildiğim her ortamda sevgiyle, kitaplarını kendim yazmışcasına gereksiz bir gururla bahsedeceğim kendisinden. Hikayelerimiz, evlerimiz, arayışlarımız bambaşka olsa da hepimizin yolculuğunu anlatıyor bize, Ev bir yol hikayesi, belki de gerçek bir yol hikayesi... Karakterimiz Seher ve arkadaşı Ogo, birlikte bir yolculuğa çıkarlar, (büyük hikayeler de ya şehre yeni biri gelir ya da bir yolculuğa çıkılır malumunuz) bu yolculuk uzun bir yolu yürüyerek geçilecek bir yol, ülkeler şehirler geçerek, otobüsle bir çırpıda geçilen ama yürüyerek ömür gibi gelen bir yolculuk. Ama seher sadece yolu yürümüyor an be an kendi içine de bir yolculuk yapıyor, kendini arıyor, bulamıyor kızıyor kavga ediyor barışıyor kendisi ile, bir insanın yine ve yine kendini arayışına tanıklık ediyoruz yani. Aynı amaçlarla farklı hikayelerle ne kadar çok arıyoruz kendimizi, nasıl da bulamıyoruz ya da ya da bulup bulup yeniden kaybediyoruzdur kimbilir... Kitapta ki diğer karakter Ogo da Seher'in tam tersi nasıl da mutlu, nasıl da huzurlu nasıl da barışık hayatla nasıl da uyumla hareket ediyor, dalgalarla dans ediyor sanki, sevilmek, sevildiğini bilerek büyümek nasıl da fark yaratıyor insanın hayatında. Boşuna demiyoruz bir annenin veremediğini tüm dünya bir araya gelse veremez, ben de ekliyorum bir annenin açtığı yarayı ne yaparsan yap senden başkası kapatamaz. Ogo gibi dostlarımız olsun hayatımızda ya da biz Ogo gibi dost olalım kendimizle, dünya daha güzel bir yer olur mu bilmiyorum ama dünyanın güzelliklerini görmeyi başarabiliriz belki de... Son olarak kitabın finalinde ki sahneler yani kendi çocukluğunla hesaplaşma, belki de barışma sahnelerinin nerdeyse birebir aynını bana yıllar önce anlatan, yaşatan kendisi bir
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Yaşamak sadece varolmak mı?
10/10
·320 syf.··
2024 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2024 22:21
Yaşamak dediğin nedir ki acaba, bazıları sadece var olur... Naçizane kendimin iyi bir okur olduğunu düşünürken nasıl bu kadar geç keşfettiğimi bir türlü anlayamamakla beraber, geç de olsa keşfedebildigim için kendimi şanslı sayarak kayboldum sayfaların arasında. Yazarın diline, anlatımına, kurgusuna, içtenliğine, yer yer güldüren ama çoğunlukla göğsünüze kocaman bir kaya oturmuş ne kadar derin nefes alırsanız alın bir türlü yetmeyen gitmeyen o huzursuzluk hissi ile sizi başbaşa bırakan kalemine hayranlık duymamak imkansız herhalde. Okuduğum her sayfa da her satırda nasıl bu kadar geç kalmış olabilirim ki hisleriyle savaştim, ben olsam bu kadar güzel ifade edemezdim diye düşündüm neredeyse tüm kitap boyunca... Yazara hayranlığımızdan mütevellit diğer kitaplarını da listeye ekledikten sonra, hikayesine gelirsek bu harika eserin, caanım Adalet ile birlikte yol alıyoruz bu yolculukta, sevilemeyen sevilemediği için de sevmeyi dokunmayı bilmeden yaşayan bir kadın geçti bu hayattan. 29 yaşında genç bir kadın olan Adalet'e bir gün öleceksin derler ve Adalet başlar kendini sorgulamaya, tamam öleceğim ama iyi bir insan mıyım ben diye, sonra kendi ilk günahının peşine düşer ve bir yolculuğa çıkar. Kendini, geçmişini, hayatını, toplumu sorgulamaya başlar, her arayan bulamaz belki cevapları ama bulanlar arayanlardır düsturundan yola çıkarak başlar cevaplari aramaya tabi biz de peşinden. Bir annenin veremediğini tüm dünya bir araya gelse kimse veremezmiş. Ölümle karşı karşıya geldiğinde hissettikleri, ölümle ilgili yorumları ne kadar da bizden, öleceğimizi biliyoruz elbette ama biri bize öleceksin hastasın dediklerinde birden yaşama aşkıyla doluveriyoruz ya da acaba yaşadık mı ki biz de ölüyoruz diyoruz galiba. Kitap boyunca ben de tıpkı Adalet gibi rüya mı bunlar gerçek mi
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,4bin okunma
9/10
·608 syf.··
2024 11. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 10:57
Çok uzun ve çok sancılı bir yolculuktu ve bu sabah itibarıyla bitti. Her kitabı bitirdikten sonra içimde kalan o hisle kucağımda ki hazineyle kalakaldim yine. Böyle bir kitap böyle bir yazar nasıl anlatılır, nasıl belki de haddini aşarak hakkında konuşulur bilememekle beraber okuyabildiğim keşfedebildigim için kendimi tebrik ederek başlıyorum incelememe... Öncelikle diğer okurların da bahsettiği üzere bence de kitap iki bölümden oluşuyor, ilk yarısı tıpkı yokuş çıkmak, tırmanmak gibi, ağır ağır ilerliyorsunuz zaman zaman içinizden vazgeçmek bırakıp gitmek geliyor ama diyorsunuz vazgeçmek yok yola devam, zirve de hafif soluklanip kendiniz yokuştan aşağı bırakıyorsunuz (tıpkı bisiklete binmek gibi...;)) işte kitabın ikinci yarısı tam olarak öyle. Kitap elinizde sanki uçuyor, ne zaman bitişe geldiniz anlamıyorsunuz, ama ikinci yarıda ki anlattıklarını hazmetmek anlamak, yaşamak ise sanirim bir ömür sürüyor. İçinizde yazarın emeğine, diline, sözüne saygı duyarak, biraz da özenerek ben de bu kadar içten bu kadar başarılı anlatabilir miydim acaba diyerek hayranlık duyuyorsunuz. Ben de hissettirdiklerini bir kenara koyarsak kitap, bence bizi bize anlatıyor, insanı anlatıyor. Nasıl bir insanın içinde hem iyinin hem kötünün olduğunu, bir gün önce kurbanken nasıl ertesi gün cellat olabileceğini, bir insanı yaşatmak için öğrenilen derslerin nasıl da onun hayatını elinden almak için hem de acı ile almak için nasıl kullanılabileceğini, yer, zaman, mekan değişse de insanın en temel kavgasının kendi içindeki kötülükle olduğunu anlatıyor bize, hem de muhteşem bir kurgu ve edebi bir dille. Din kavramının ne kadar basit, sade olarak başlasa bile nasıl karıştırıldığı nasıl eskiye benzetildiğini, çok tanrılı dinlerin olduğu Hristiyanlığın yeni yeni yaygınlaştığı zamanlarda yedi uyurlar
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,558 okunma
Reklam