Sanırım artık aranızda yeni bir Nermin Yıldırım fanı var... Kitap sohbetine dalabildiğim her ortamda sevgiyle, kitaplarını kendim yazmışcasına gereksiz bir gururla bahsedeceğim kendisinden.
Hikayelerimiz, evlerimiz, arayışlarımız bambaşka olsa da hepimizin yolculuğunu anlatıyor bize, Ev bir yol hikayesi, belki de gerçek bir yol hikayesi...
Karakterimiz Seher ve arkadaşı Ogo, birlikte bir yolculuğa çıkarlar, (büyük hikayeler de ya şehre yeni biri gelir ya da bir yolculuğa çıkılır malumunuz) bu yolculuk uzun bir yolu yürüyerek geçilecek bir yol, ülkeler şehirler geçerek, otobüsle bir çırpıda geçilen ama yürüyerek ömür gibi gelen bir yolculuk. Ama seher sadece yolu yürümüyor an be an kendi içine de bir yolculuk yapıyor, kendini arıyor, bulamıyor kızıyor kavga ediyor barışıyor kendisi ile, bir insanın yine ve yine kendini arayışına tanıklık ediyoruz yani. Aynı amaçlarla farklı hikayelerle ne kadar çok arıyoruz kendimizi, nasıl da bulamıyoruz ya da ya da bulup bulup yeniden kaybediyoruzdur kimbilir...
Kitapta ki diğer karakter Ogo da Seher'in tam tersi nasıl da mutlu, nasıl da huzurlu nasıl da barışık hayatla nasıl da uyumla hareket ediyor, dalgalarla dans ediyor sanki, sevilmek, sevildiğini bilerek büyümek nasıl da fark yaratıyor insanın hayatında. Boşuna demiyoruz bir annenin veremediğini tüm dünya bir araya gelse veremez, ben de ekliyorum bir annenin açtığı yarayı ne yaparsan yap senden başkası kapatamaz. Ogo gibi dostlarımız olsun hayatımızda ya da biz Ogo gibi dost olalım kendimizle, dünya daha güzel bir yer olur mu bilmiyorum ama dünyanın güzelliklerini görmeyi başarabiliriz belki de...
Son olarak kitabın finalinde ki sahneler yani kendi çocukluğunla hesaplaşma, belki de barışma sahnelerinin nerdeyse birebir aynını bana yıllar önce anlatan, yaşatan kendisi bir