Tanrıya inanmadığımı biliyordum fakat düpedüz bir hayvan sürüsüne de inanamazdım böylece ben de bazı insanlar gibi kalabalıkların sınırında, yani halk arasında Çöküş diye tabir edilen o her şeye uzak noktada kaldım. Çöküş, bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir, çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir. Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.
İnsan bir şeyi bir anlığına kavrayabilir ama ardından gelen uzun, ağır saatlerde kaybeder. Ruhun erişebildiği yükseklikleri korumak çok güçtür. Düşüncemiz sonsuzluktadır ama zaman içindeki hareketlerimiz ağırdır...
Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntüleri ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.