Enes Başak

Enes Başak
@drenesbasak
Doktor
Yüksek Lisans
Aksaray
Adıyaman
297 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
8/10
·895 syf.··
2022 44. kitabı
“İslam İlmihali” eserinin yazarları Prof. Dr. Fahrettin Atar, Prof. Dr. İlyas Çelebi, Prof. Dr. Mehmet Erdoğan ve Doç. Dr. Rahmi Yaran Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görev yapmaktadır. Fakültede öğrencilere de okutulan bu eser büyük bir kıymete haizdir. İslamiyet’i en ince ayrıntılarına kadar anlatan kitaplara ilmihal denir. Tüm Müslümanların hayatı boyunca en az bir defa ilmihal okuması gerekmektedir. Kişi, inandığı dinin tüm ayrıntılarını bilmelidir. İman, ahlak, ibadet, helal, haram gibi temel ilkeleri bilerek dinini yaşamalıdır. Dört yıl fakülte okuyan bir kişi, mesleğini daha iyi yapabilmek için onlarca kitap okumaktadır. Meslekte ehil olmak için bu çok önemlidir. Peki, durum böyleyken, bir insanın hayatı boyunca yaşayacağı dinin ilkelerini öğrenmek için kitap okumaması doğru olur mu? Meseleye bu açıdan yaklaşmalı ve mutlaka bir ilmihal okumalıyız. Bu alanda iyi bir eser seçmeli ve biran evvel okumaya başlamalıyız.
İslam İlmihaliKolektif · Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı · 201211 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Enes Başak

, bir kitap okudu
8/10
·895 syf.··
2022 44. kitabı
Kolektif
8/10 · 11 okunma
8/10
·164 syf.··
2022 43. kitabı
Prof. Dr. Süleyman Uludağ, tasavvuf dünyasına ait eserleri ile tanınıyor. Günümüz tasavvuf yazarları arasında önemli bir yere sahip ve alanın duayenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Çalışmaları ile tasavvufu doğru anlatmayı ve tanıtmayı amaçlayan Uludağ, bu alanda onlarca eser kaleme almış. “Cüneyd-i Bağdâdî” eserinde Uludağ, tasavvuf dünyasının ilklerinden ve önemli şahsiyetlerin biri olan Cüneyd-i Bağdâdî’yi anlatır. Cüneyd-i Bağdâdî, 830-910 yılları arasında yaşamış olup, tasavvufun ikinci nesil isimleri arasında yer alır. Tasavvufun muhtevasını anlatır, tasavvuf terimlerini açıklar ve tasavvufun nasıl daha doğru olarak yapılabileceğini izah eder. Cüneyd-i Bağdâdî’nin çağdaşı Bâyezid-i Bistâmî tasavvufta sekr/cezbe yani sarhoş olma halini ön planda tutar. Cüneyd-i Bağdâdî ise tasavvufta sahv, yani ayık olma halini ön planda tutar. Cüneyd-i Bağdâdî için doğru tasavvuf, ilim ile birleştirilmiş ve Kuran ve hadis çizgisinden çıkmayan tasavvuftur. Bu anlayış Cüneyd-i Bağdâdî’nin, İbn Teymiyye gibi isimler tarafından takdir edilmesini sağlar. Cüneyd-i Bağdâdî, ilim ile birleştirilmemiş cezbeli tasavvufu tasvip etmez. Müritlerinden biri olan Hallâc-ı Mansûr’u bu sebeple dergâhından kovar. Tasavvuf, doğru anlaşılması gereken, ilim ile birleştirilmesi elzem, Kuran ve sünnet çizgisinden çıkmaması zorunlu olan bir durumdur. Tasavvuf yaptığını zanneden bir kişi bu kriterlere mutlaka uymalıdır. Yoksa behemehâl ömrü boşa geçer…
Cüneydi BağdadiSüleyman Uludağ · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20209 okunma

Enes Başak

, bir kitap okudu
8/10
·164 syf.··
2022 43. kitabı
Süleyman Uludağ
8.7/10 · 9 okunma
8/10
·176 syf.··
2022 42. kitabı
İbn Teymiyye için tasavvuf düşmanı olduğunu söyleyen kişiler ve çevreler bulunmaktadır. Oysa İbn Teymiyye, ömrünü bidatlerle mücadeleye adamış, İslam’ı Kuran ve hadis çerçevesinde değerlendirmiş, Kuran ve hadiste bulunmayan şeyleri reddetmiş bir isimdir. Kendisi asla tasavvuf düşmanı olmamış, başta Cüneyd-i Bağdâdî olmak üzere tasavvufun büyüklerini eserlerinde övmüştür. İbn Teymiyye’nin eleştirdiği isimler daha ziyadesiyle İslam’ı ve felsefeyi birleştirmeye çalışırken dinin özünden uzaklaşan kişilerdir. İbn Teymiyye’nin eleştirdiği isimler arasında İbn-i Sina ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî de yer almaktadır. “Allah’ın Dostları İle Şeytanın Dostları Arasındaki Fark” eserinde İbn Teymiyye, Allah’ın ve şeytanın dostlarının özelliklerini açıklar. İbn Teymiyye’ye göre, bir kişi her ne kadar görünüşte ibadeti ve ilmi ile Allah’ın dostu gibi görünse de, eğer Kuran ve sünnete muhalif davranıyorsa o kişi şeytanın dostudur. Allah’ın dostluğu Kuran ve sünnete uymayı zorunlu kılar. İbn Teymiyye, kişilerin göstermiş olduğu kerametlerin o kişinin Allah’ın dostu olduğunu ispat etmediğini söyler. Çünkü bazı kişiler şeytan ve cinler vasıtasıyla keramet olarak adlandırılan davranışlar gösterebilir. Keramet göstermek, Allah’ın dostluğunu gösteren tek başına bir kriter değildir. Bir kişi ne kadar keramet gösterirse göstersin, Kuran ve sünnete uygun davranmıyorsa o kişi ancak şeytanın dostudur. Gösterdiği kerametler de şeytan ve cinlerin kendisine olan yardımıdır. Günümüzde bazı cemaat ve tarikat liderleri, her ne kadar keramet gibi davranışlar gösterse de yaptıklarıyla Allah’ın dostu olmadıklarını ispat etmektedirler. Bunu 750 sene kadar önce ispat eden ise İbn Teymiyye’dir. Kerametten önce Kuran ve sünnet gelir.
Farkİbn Teymiyye · Pınar Yayınları · 201562 okunma