Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti ....
Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya ...
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Cinsel arzu karşılıklı olduğunda iki kişinin başının altından çıkan bir komplodur; kimi koşullarda dünyayı belirleyen tüm öteki komplolara meydan okuyan bir komplo. İki kişinin gizli ittifakıdır bu.
Maksat karşı tarafa, dünyanın acılarından onu esirgeyecek bir erteleme sunmaktır. Mutluluk olmasa da, bedenin acıdan olağanüstü etkilenmesine karşı fiziksel bir erteleme.
Arzuların tümü iştah kadar merhamet de içerir. Görece oranları ne olursa olsun, bu ikisi sıkıca bağlıdır birbirine. Arzunun hiç yara almadan tasavvur edilebilmesi mümkün değildir.
Bu dünyada yaralanmamış birileri varsa eğer arzudan nasiplerini almamışlar demektir.
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı.