Adam gözü dönmüş çaresizlikle, “Öldürdünüz onu!” diye haykırdı, iki eli havada, gözleri adamın üzerindeydi... İnsanlar toplanıp Mösyö Marki'ye bakmaya başladılar.
...
Mösyö Marki onlara, deliklerinden çıkıp gelmiş farelermiş gibi bakıyordu.
“Kendinize ve çocuklarınıza sahip çıkamayışınıza bir türlü anlam veremiyorum,” dedi. “İlla biriniz arabanın önüne çıkacaksınız kim bilir atlarıma nasıl zarar verdiniz. Baksana! Şunu ona ver.”
Uşağın havada yakalaması için bir altın para fırlattı ve tüm kafalar uzanıp paranın yere düşüşünü izledi.
"... ben hüsrana uğramış bir zavallıyım. Şu dünyada sevdiğim tek bir insan yok, kimse de beni sevmiyor."
"Çok yazık. Keşke yeteneklerinizi daha iyi değerlendirebilseydiniz."
"Belki öyle, belki de değil Mr. Darnay. Şu ayık halinize bakıp da kibre kapılmayın; günlerin ne getireceğini bilemezsiniz."
Kuzeyi temsil eden bay John Thornton'ın ve Güneyi temsil eden Margaret Hale'in bazen tatlı bazen de karmaşık atışmalarını okumak çok güzeldi. İki farklı ortamda yetişen insanların fikir çatışmaları, olaylara farklı açılardan bakılmasını sağlıyor.
Ayrıca, Margaret'in yeni yerleştiği şehirde şahit olduğu olaylar çok etkileyiciydi. Sanayileşmenin etkisiyle daha da fakirleşen halk ve bir fabrika müdürü olan bay Thornton hakkında yaşadığı duygu karmaşası çok iyi aktarılmış. Gelişen olumsuz olaylar karşısında bazen muhalif olduğu bay Thornton'ı savunuyor, bazen de maaşları artmayan işçileri savunuyor. Aslında bu süreçte kendisinin de sürekli bir çelişki içerisinde kaldığını fark ettim.
Ancak romanda en çok hoşuma giden şey bay Thornton'ın Margaret'a duyduğu o tatlı aşkı oldu. Keşke Margaret gurur ve inadından taviz vererek, bay Thornton'a şans verse ve romanda bu iki karakterin birlikte daha çok sahneleri olsaydı dedim. Ancak Elizabeth Gaskell bu romanında, daha çok Viktorya dönemindeki dini inancın zayıflaması, kuzey ve güney halkının farklılıkları, sanayi devriminin olumsuz etkileri ve bunun sonucunda artan hastalıklara yoğunluk vermiş. Bundan dolayı Margaret ve bay Thornton üzerinde fazla durmamış. Sonunun da bu konuda biraz aceleye getirildiğini düşünüyorum. Yine de okumaya değer güzel bir roman.