Sadece yaşamış olmak için yaşayan ve ancak bu ebleh ruh haliyle yaşamasına imkân olan toprağın yasından, hüznünden bize bulaşmış hoş bir salaklık yayılmıştır yüzümüze.
Ama iş adım atmaya gelince, bir tek adım bile atamıyordum. Neye niyetlensem uzun uzun düşünüyor, çok uzakları gözüme kestiriyor ama daha ilk adımda ayağıma takılan bir çakıl taşının etrafında dolanıp duruyor, başkaları, beni alıkoyan çakıl taşını ellerini kollarını sallayarak geçip giderken ben, bana aşılmaz bir dağ gibi görünen çakıl taşıyla baş başa kalıyordum. Sanki bütün ömrüm orada geçecekmiş gibi.
"Başarı beni yanlış bir yola sokmuştu, başarısızlıktan daha kötü bir başarı türünün olduğunu ve dünyadaki tüm başarılara değer bir başarısızlığın olduğunu bilmiyordum."