Albertine'in yanımdaki varlığından hiç kuşku duymazken, ansızın alışkanlığın yeni bir çehresini görmekteydim. O güne kadar, alışkanlığı her şeyden çok algılamanın özgünlüğünü, hatta algılama bilincini ortadan kaldıran, yok edici bir güç gibi görmüştüm hep; şimdiyse korkunç bir tanrıça gibi görüyordum onu; bu tanrıça bize sımsıkı bağlıdır, anlamsız çehresi kalbimize öyle bir gömülüdür ki, neredeyse farkına bile varamadığımız bu tanrıça bizden kopmaya, uzaklaşmaya kalktığında, akla gelebilecek en dayanılmaz acıları yaşatır bize, ölüm kadar acımasız olur.