Küçük yaştan itibaren, bize duygularımızı kontrol edebilmemiz gerektiği öğretiliyor. Küçüklüğünüzde şunlara benzer pek çok ifade duymuşsunuzdur: “Ağlama bak yoksa seni
gerçekten ağlatırım.”, “Bu kadar da canını sıkma; olaya iyi
tarafından bak”, “Yüzünü asıp durma artık”, “ Artık koca
adam oldun. Erkek adam ağlamaz.”, “Artık kendine üzülmekten vazgeç.”, “ Endişelenme, korkacak hiçbir şey yok.”
Büyük olasılıkla, bu yetişkinlerin çoğu kendi acı veren duygularıyla çok da iyi başa çıkamıyorlardı. Kendilerini içkiye veriyorlar, rahatlatıcı ilaçlar alıyorlar, her gece uykuya dalana dek ağlıyorlar, evlilik dışı ilişki
yaşıyorlar, kendilerini işlerine veriyorlar veya bir yandan ülserleri azarken sessizce acı çekiyorlardı.
Sonrasında yaşımız ilerledikçe muhtemelen şöyle
ifadelere de çok tanık oldunuz (hatta belki kendiniz de bu tür
ifadeler kullandınız): “ Aş artık bunları!”, “Olur böyle vakalar!”, "Üzerinde durma!”, “Sakin ol!”, “Bunların canım sıkmasına izin verme!”, “Korkak tavuk gibi davranma!”, “ Toparla artık kendini!” vb.