meltem

meltem
@drmeltemsari
Herkesin kendinde beğenmediği farklı özellikler var ama tüm cevaplar aynı temel temaya işaret ediyor: ‘Bu halimle yeterince iyi değilim. Bende ters giden ya da eksik bir şey var.' Bu, zihinlerimizin bize tekraren gönderdiği bir mesajdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ACT’in temel felsefesi: Çözülebilecek sorunları çözmek için gerekli cesareti toplayın, çözülemeyecek olanları kabul etmek için gerekli dinginliğe ulaşın ve bu ikisi arasındaki farkı anlamak için gerekli hikmete sahip olun
Düşüncelerimizin çoğu ne doğru ne yanlıştır. Bunların çoğu ya hayatı nasıl algıladığımıza ilişkin hikâyelerdir (bunlara ‘görüş’, ‘tavır’, ‘yargı’, ’ideal’, ‘inanç’, ‘teori’ ve ‘ahlaki değerler gibi isimler veririz) ya da hayatımızı nasıl yaşamak istediğimizle ilgili hikâyelerdir (bunları da ‘plan’, ‘strateji’, ‘hedef, ‘dilek’ ve ‘değer’ olarak adlandırırız.) ACT’te düşüncelerle ilgili olarak bizi esas ilgilendiren şey, bunların doğru ya da yanlış olmaları değil, bize yardımı olup olmadığıdır. Yani, bu düşüncelerimiz bize istediğimiz yaşamı kurmada yardımı oluyor mu?
Küçük yaştan itibaren, bize duygularımızı kontrol edebilmemiz gerektiği öğretiliyor. Küçüklüğünüzde şunlara benzer pek çok ifade duymuşsunuzdur: “Ağlama bak yoksa seni gerçekten ağlatırım.”, “Bu kadar da canını sıkma; olaya iyi tarafından bak”, “Yüzünü asıp durma artık”, “ Artık koca adam oldun. Erkek adam ağlamaz.”, “Artık kendine üzülmekten vazgeç.”, “ Endişelenme, korkacak hiçbir şey yok.” Büyük olasılıkla, bu yetişkinlerin çoğu kendi acı veren duygularıyla çok da iyi başa çıkamıyorlardı. Kendilerini içkiye veriyorlar, rahatlatıcı ilaçlar alıyorlar, her gece uykuya dalana dek ağlıyorlar, evlilik dışı ilişki yaşıyorlar, kendilerini işlerine veriyorlar veya bir yandan ülserleri azarken sessizce acı çekiyorlardı. Sonrasında yaşımız ilerledikçe muhtemelen şöyle ifadelere de çok tanık oldunuz (hatta belki kendiniz de bu tür ifadeler kullandınız): “ Aş artık bunları!”, “Olur böyle vakalar!”, "Üzerinde durma!”, “Sakin ol!”, “Bunların canım sıkmasına izin verme!”, “Korkak tavuk gibi davranma!”, “ Toparla artık kendini!” vb.
Travmatik anılarla çalışmanın ana anahtarlarından biri, onları danışanın hiper-etkin ve ağır ya da kendini kapatmış, çökmüş, utanç içinde olmadığı güvenli bir şimdiden dozu arttırarak yoklamaktır.