meltem

meltem
@drmeltemsari
65 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
@drmeltemsari·
·
sabitlendi
“Burada anlaşmaya varmaya çalışan yalnızca sen ve ben değiliz; ayrıca ikimiz de karşımızdaki aracılığıyla ebeveynlerimizle anlaşma yapmaya çalışıyoruz. Verdiğimiz bütün bu mücadele, çocukluğumuzda başımıza gelenlerin üstesinden gelmeye çabalamamızla ilgili.”
Sayfa 229·Kitabı okudu
Psikoloji
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Anlaşılabilme umudunu tüketen insanlar, dünyayla ilişkilerini beğenilme üzerine kurma eğiliminde oluyorlar, kurtulması güç bir tuzağa düştüklerini fark etmeden. Çünkü, beğenilmeyi merkez alan bir dünya, insanın kendi içinde giderek daha sıkı kilitlenmesine ve çıkışı bulunamayan bir yalnızlığa gömülmesine neden olabilir. Dolayısıyla, kendini var hissedebilmenin tek yolu da beğenilmenin sürekliliğini sağlamaya yönelik bir hayat tarzı. Bunun sonucu olarak, hayatını beğenilme üzerine kuran insanların derininde, çoğu zaman dışarıdan fark edilemeyecek kadar iyi maskelenmiş bir depresyon yaşanır.
Suçluluk duyguları, genellikle, ilişkilerimizde yaşadığımız olumsuz duyguları bilinç alanımızdan uzaklaştırarak onlara yabancılaşmamızdan kaynaklanır. Kendimize ve dünyamıza karşı farkına varmadan ya da görmezden gelmeye çalışarak sürdürdüğümüz ikiyüzlülüğün ürünüdürler. Dolayısıyla, suçluluk duygularına gömülmek, aslında kendimize karşı işlenmekte olan varoluşsal bir suçtur. Sevilebilmek için kendimizi ortadan sildiğimizde, kendimizi ve başkalarını sevebilmemizin yolu da daralıyor, sevilmek için uğraşırken sevmekten uzaklaşıyoruz. Kendimizden vazgeçme sonucu biriken düşmanca duygular, yaşanmakta olan ikiyüzlülüğü daha da pekiştirerek kısır bir döngüye dönüşme eğilimi gösterir. Farkına varmaksızın yarattığımız kısırdöngüler, hangi içerikte olursa olsunlar uyuşturucu niteliğindedirler, benliğimize egemen olduklarında hayatın akışı duraksar, yıllar geçip giderken aynı döngünün içinde tekrarlanıp durulur, çoğu kez farkına varılmadan.
Mükemmelliyetçilik noksanlığa odaklı bir düşünme biçimi ile karakterize edilir. ‘yeterince kusursuz değilim dolayısıyla kusurlarımı etrafımdakilerden ve herkesten gizlemem gerekiyor.’
Mükemelliyetçilik yüksek hedefler ya da standartlar gibi tek bir düşünceden, duygudan ya da davranıştan oluşmuyor. O bundan çok daha fazlasıdır; kendimiz ile aşırı ölçüde talepkarlık ya da öz-eleştiri içeren, diğerleriyle de onlardan kusursuzluk talep ettiğimiz ve kusursuz olmamızın talep edildiğine inandığımız sorunlu bir ilişki kurmamızı ifade eder.