Hacer gibi yürümeden ne umre yapılıyor, ne de hacı olunabiliyordu.
..
O nasıl bir kadındı ki, ona şeklen benzemeden kullukta yol alınmıyordu. İslâm'ın beş esasından birinin içine nasıl da oturmuştu.
Say ettim;
yalnızlıkta... acizlikte... fakirlikte... çaresizlikte...
Say ettim;
görünüşte güneşten ateş eksilmiş kum parçacıklarında, aslında mana âleminin sınırsız boylarında.
Say ettim;
tevekkülde,
teslimiyette,
rızada...
Say ettim;
nefiste... kalpte... ruhta... aşkta... sükûnda...
Say ettim bilimum duygularımda...
Say ettim...
Ha'dan Mim'e, Mim'den Ha'ya. Burada yalnız Ha ile Mim vardı. Kainat Mim'di, Ha onun anahtarı. Tüm âlem Ha olmuş bir kadının acz dolu sayi ile Mim'i talep ediyordu. Onun için kâinatın katmanları adedince say ettim, ettirildim. Yedi kat sema, yedi kat arz adedince say ettim. Yedi sonsuzluk sayısıydı. Sonsuzluğun sırrına kadem basma sayısınca say ettim.
Ha'nın mim duasına çıktığını nereden bilebilirdim ki? Sanki tepeden tepeye değil arzdan semaya, seradan süreyyaya, ferşten Arş'a say ettim...
Aşk-ı Sükûn da say ettim...