İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında esir olan Psikiyatr Victor E. Frankl, bu kampta yaşadıklarını anlatır. Kitaba; bir çok ıstıraba maruz kalmasına, her şeyini kaybetmesine rağmen neden intihar etmiyorsunuz? sorusunu sorması ve bunun üzerine düşünceleriyle giriş yapıyor. Yaşanılanlar, dışarıdan okuyanların asla katlanamayacağını düşündürmesine rağmen işin ilginç yüzü bunu yaşayanların da zamanında aynı şeyleri düşünmesidir. Ancak insan hayatı, yaşadıklarından çok düşünce sistemine bağlı olduğunu görüyoruz. Çekilen acılara baktığınız çerçeveyi genişletirsek, o çerçevede bulunan acının hacmi küçülür. Bunu Frank şu cümlelerle açıklar; "Bize acı veren duygular, onun berrak ve kesin bir resmini çizdiğimiz anda acı olmaktan çıkar. " Duyguları gözden geçirmek zor gelir ancak Spinoza'nın Etika' da son cümlesinde der ki; "güzel olan her şey nadir olduğu kadar güçtür." Bu güçlük beklediğimizden çok daha kolay olduğunu kitabın her sayfasında, insanların katlanamam dedikleri acıya maruz kaldığında ki mücadeleleriyle görülebilir. Kitap'ta da dediği gibi " Dünya kötü bir durumdadır ve her birimiz elimizden gelenin en iyisini yapmazsak daha da kötü olacaktır. "