9/10
·376 syf.··
2026 43. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:31
Selammm kitapsever dostlarım Edna, henüz küçücük bir çocukken anne ve babasını kaybetmiş. hayatın sert yüzüyle erken tanışmıştır. Teyzesinin yanında büyürken ailesinin yaşadığı maddi sıkıntıların farkındadır. Bu yüzden eniştesi Boris'in önerdiğ yatılı okula gitmeyi kabul ettiginde bunun hayatını tamamen değistireceğinden habersizdir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir eğitim kurumu gibi görünen okulun duvarlarının ardında bambaşka bir dünya saklıdır. Buraya yalnızca annesiz ve babasız çocuklar kabul ediliyor, onlar küçük yaşlardan itibaren dünyanın en tehlikeli görevlerine hazırlanıyordur. Yıllar süren zorlu eğitimler, acımasız sınavlar ve bitmek bilmeyen disiplin sonunda Edna'yı örgütün en başarılı isimlerinden biri haline getirdi. Artık o, Apex teşkilatının en seçkin ajanlarından biridir. Hikâye ise Romanya'nın karanlık sokaklarında baslıyor.. Terk edilmiş eski bir kilisede bulunan yirmi iki ceset ülkeyi ayağa kaldırır. 0lay yerindeki manzara sıradan bir hesaplaşmanın çok ötesindedir. Her köşeye sinmiş ölüm kokusu, yıllardır yeraltı dünyasında hüküm süren güçlü ailelerin kanlı bir savaşa giriştiğini düşündürür. Tam da bu günlerde Edna, yürüttüğü gizli görev nedeniyle Romanya'dadır. Hedefi, ülkenin en etkili suç ailelerinden birinin genç lideri Drogo Karnovic'e yaklaşmaktır. Bunun için kendisine genç ve yetenekli bir ressam kimliği olusturur. Ancak planladığı gibi ilerlemesi gereken görev, beklenmedik bir olayla farklı bir yola sapar. Drogo'ya düzenlenen ölümcül saldırıyı tesadüfen engelleyen Edna, genç liderin hayatını kurtarır. Bir anda ailenin dikkatini çeken bu gizemli kadın, Karnoviclerin dünyasına adım atmay başarır. Fakat bu kapıdan içeri girmek başka, içeride kalmak ise bambaska bir meseledir. Güvenin kurşundan daha değerli olduğu bu dünyada herkes
ArdenIşıl Işık · Artemis Yayınları · 2025261 okunma
9/10
·232 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:19
Olayların aktığı, birbirine bağlandığı, her bölümde aksiyonun dozunun arttığı kitaplar okumayı sevenler için değil Tatar Çölü. Daha çok yaşamın içindeki bitmek bilmez beklentilerden, tercihlerden, vazgeçişlerden, umut ve umutsuzluktan, beklemekten, kalmaktan, gitmekten, yalnızlıktan, yani bütünüyle bir insanın yaşamından ve de günbegün ölümünden bahseden bir hikaye bu.. Bana kendim kadar tanıdık bir hikaye. Seçimlerimi, kalışlarımı, gidemeyişlerimi, umutla bekleyişlerimi ve sonra hayal kırıklıklarımı, beklemekle yitirdiğim yıllarımı anımsatan bir kitap. Bu yüzden kitap bittiğinde içimde bir şeyler kırıldı. Süslemeden, samimiyetle, gerçekçi bir anlatımla tam da kalbinizdeki o hassas noktaya ateşliyor silahını Teğmen Drogo.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ertelenmiş Hayatlar
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:05
Sevgili okur arkadaşlar, eğer çok hızlı akan bir hikâye arıyorsanız, bu kitap o kitap değil. Okurken çoğu yerde durağan, hatta tekrarlı gelebilir. Ama bu bilinçli bir tercih. Çünkü yazar, okurun da Drogo gibi zamanın içinde sıkışmasını istiyor. Kitap hızlı aksaydı, anlatmak istediğini bu kadar güçlü anlatamazdı. Romanın başlarında ortada büyük bir olay yokmuş gibi görünür. Ne büyük savaşlar vardır ne de peş peşe yaşanan felaketler. Bu yüzden ilk sayfalarda Tatar Çölü’nün bir asker romanı olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa sayfalar ilerledikçe bunun bir asker romanından çok daha başka bir yere gittiğini fark ediyorsunuz. Kitap boyunca Tanrı bakışıyla Drogo’nun hayatını izliyoruz. Belki de asıl mesele burada başlıyor. Çünkü Drogo’nun hayatına dışarıdan bakarken bir noktadan sonra kendi hayatımıza bakmaya başlıyoruz. Belki senin de hayatında büyük trajediler yoktur. Büyük savaşlar, büyük felaketler yaşamıyorsundur. Hatta hayatına yukarıdan bakan biri, çoğu günü birbirine benzeyen sıradan bir hayat gördüğünü düşünebilir. Benim hayatıma baksa da farklı bir manzarayla karşılaşmayacaktır. Ama insan hayatının en sıradan felaketi tam da burada saklıdır. Bir gün yaşayacağım mı diyorsun? Bir gün başlayacağım mı? Bir gün döneceğim mi? Bir gün sıra bana gelecek mi? Peki o bir gün ne zaman gelecek? Hayatın hangi kalesinde nöbet tutuyorsun? Hangi savaşın geleceğine inanıp yıllarını harcıyorsun? Gerçekten beklediğin şey gelecek mi, yoksa beklemek hayatının kendisine mi dönüştü? Yaşıyorum derken yavaş yavaş ölüyor olabilir misin? Alışkanlıklarının güvenli duvarları arasında yıllardır aynı yerde dönüp duruyor olabilir misin? Heyecanlardan, risklerden, değişim ihtimalinden kaçıyor olabilir misin? Bu soruların herhangi birine içinden bile olsa “evet” dediysen, Tatar Çölü sana bir
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 321. kitabı
Dino Buzzati, Tatar Çölü (Il deserto dei Tartari) adlı bu kült ve varoluşçu modern klasik romanında, genç bir subay olan Giovanni Drogo'nun, uçsuz bucaksız bir çölün sınırında yer alan ve ne zaman geleceği belli olmayan meçhul bir düşmana karşı savunma hattı oluşturan gizemli Bastiani Kalesi’ne tayin edilmesiyle başlayan hayat hikayesini konu alır. Yazar; Drogo'nun hiçbir hareketin, hiçbir savaşın yaşanmadığı bu kalede düşmanın gelmesini ve hayatına anlam katacak o büyük zafer anını bekleyerek geçirdiği yılları anlatırken; zamanın acımasızca akıp gidişini, alışkanlıkların insanı uyuşturan hapishanesini, umudu, yalnızlığı ve bir ömrün beyhude beklentilerle nasıl tüketildiğini, alegorik, büyüleyici, melankolik ve felsefi bir dille işler.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
6/10
·232 syf.·
2026 30. kitabı
Öncelikle şunu söylemeliyim ki herkesin ölüp bittiği kadar etkileyici bulmadım bu kitabı. Son 30 sayfaya kadar durağan ilerleyen, hatta ilerlemeyen bir olay örgüsü var. Sürekli aynı olay çerçevesinde dönüp dolaşıp aynı noktaya geliniyor. Herkes yıllardır olması muhtemel bir savaşı artık tek beklentileri buymuş gibi bekliyor. En ufak bir hareket bir umut oluyor ancak yine başlanan noktaya dönülüyor. Herkesten izole bir hayat yaşanan Bastiani Kalesi'nde hayat tam olarak yukarıda bahsettiğim gibi geçip gidiyor. Karakterimiz Drogo yalnızlığı ile dikkat çekiyor roman boyunca. Koca dünyada kendine yer bulamamış da bu kale onun sığındığı bir yer olmuş gibi. Sığındığı diyorum ama aslında oraya da ait gibi değil. Zaten gidecek bir yeri, bekleyen bir çevresi olmayan birinin mecburiyeti gibi hissettirdi bana. Zamanla artık hayattan tek beklentisi, Tatar'ların bir an önce saldırması oluyor. Koca bir ömür bu umuda tutunarak gelip geçiyor adeta. Oradan gitmek, şehirde yeni bir göreve başlamak uzak bir hayal olarak kalıyor. Orada onu bağlayan, orada olması gerektiren bir sebep var gibi hissediyor. Roman ilerledikçe genç bir asker olarak geldiği kalede artık yaşlı bir adam olarak varlığını sürdürmektedir. Peki hep o beklediği savaş gerçekleşti mi? Saldırı oldu mu? Bu saldırının kahramanı olabildi mi? Bu soruların cevabını yazar son 30 sayfaya sığdırmış. Ama okuyucu zaten kitabın sonunu bence az çok tahmin edecektir. Beni çok etkileyen bir okuma olmadı. Herkesin mutlaka okumalısın dediği kadar etkileyici bir kitap değildi. Varoluşsal sancılar, yaşamı sorgulama, beklenti, umut etme, hayal kırıklığı gibi temalar ilginizi çekiyorsa emin olun bu kitaptan daha iyi yansıtan kitaplar var. Yine de ortalama bir kitaptı. Okunabilir.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Ölümün karşısında dimdik durmak
Puan vermedi
Adını ilk defa duyduğum Dino Buzzati ve Tatar Çölü’nü kitap klübümüz seçti. Sanırın bilerek ve isteyerek okuduğum ilk İtalyan yazar kitabı oldu. Kitabı genel olarak sevdim, yazarın kurduğu o tekinsiz ama bir yandan da aşırı durağan atmosfer gerçekten başarılıydı. Drogo’nun o uçsuz bucaksız çölün kıyısındaki kaleye atanmasıyla başlayan hikaye, insanın içini tuhaf bir melankoliyle dolduruyor. Hiç gelmeyen bir düşmanı bekleyen askerlerin hayatlarını nasıl tükettiklerini, rutinin içinde nasıl kaybolduklarını okurken, "acaba biz de hayatlarımızda hayali orduların gelişini mi bekliyoruz?" diye sordum. Zamanın akıp gidişini ve insanın bir şeyleri başarma arzusunun nasıl yavaş yavaş bir alışkanlığa, eylemsizliğe hatta onu bedenini ve ruhunu yiyip bitiren bir hastalığa dönüştüğünü anlatış biçimi kesinlikle çok felsefi ve derin. Diğer taraftan kitap beni o kadar derinden sarsmadı veya hayatımı değiştirmedi. Evet, verilmek istenen mesajı, o varoluşçu sancıyı ve durağanlığın yarattığı o gerilimi çok iyi anladım. Fakat bir noktadan sonra biraz fazla tekdüze bir hal almaya başladı. Drogo'nun kaledeki o bitmek bilmeyen günleri, içsel monologları bir süre sonra kendini tekrarlıyormuş hissi verdi ve sayfaları çevirirken biraz sabretmem gerekti. Beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir belki de, sonuçta en çok okunan İtalyan yazarlardan birinin kitabını oluyordum. Neyse ki bu tekdüze anlatım Drogo'nun ölümün karşısında dimdik ayakta çıktığı finalle sonlandı. Kısacası, edebiyat tarihine neden geçtiğini görebildiğim, iyi yazılmış ve kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap oldu ama mutlaka okuyun diye arkadaşlarıma önereceğim bir kitap olmadı.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma