19.yüzyılın başında modern eğitim sisteminin baş mimarlarından Wilhelm von Humbolt, varlığımızın amacını "olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesi" olarak açıklar. Ayrıca, "hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır," der. Bu söz hümanizmin ana sloganı bile olabilir, değil mi?
Tek solukta okuduğum ve yüzümde bir gülümseme yüreğimde ise umut yeşerten bir kitap. Her insanın zaman zaman seçimlerinden ya da seçmediklerinden dolayı pişmanlık duyduğu olmuştur. Yaşayabileceğimiz başka - belki de çok daha iyi - hayatları kaçırmış olma olasılığı insanın derin bir çöküş yaşamasına sebep olabilir. Art arda kötü haberler alan Nora da böyle bir çöküşteyken bir anda içinde bulunduğu kütüphanede hayatının farklı varyasyonlarının sıralandığı sonsuz sayıda kitapları görüyor. Farklı olasılıklar o kadar güzel ele alınmış ki kitabı okurken yüzlerce hayat yaşıyorsunuz. Özellikle keşke diyen insanlardansanız mutlaka okumanız gereken bir kitap
"Satrançta kazanmak istiyorsan, bir şeyi anlaman lazım," dedi, Nora'nın tek derdi buymuş gibi. "Anlaman gerekense şu: Oyun bitene kadar hiçbir şey bitmiş değildir...