"Zengin baba sordu: 'Öğrenmek için ille de konuşmak ya da nutuk çekmek mi gerekir?'
'Evet, elbette,' dedim.
'Bu yöntemi okulda kullanırlar,' dedi gülümseyerek. 'Oysa hayat öyle öğretmez; şunu da belirteyim, hayat en iyi öğretmendir. Hayat seninle konuşmaz. Adamı oradan oraya sürükler. Her sürüklediğinde bir şey söylüyordur. -Silkin ve uyan. Öğrenmen gereken bir şey var.- diyordur.' "
Kayıp bir gül mü? Ne demek bu? diye sorarak başladığım güzel roman. İlk okuduğum gün saatlerce boşluğa bakıp düşünmemi sağladı. Garipti. Daha önce hiç düşünmediğim, sesini duymadığım öz benliğime bakmamı sağladı. Gülleri sadece renkleri için severdim, artık her gördüğümde aklıma Mary geliyor. Serdar Özkan'ın kaleminden dökülen her cümle, hem romana olan merakımı arttırdı hem de kalbimin içinde fırtınalar kopardı. Şimdiye kadar beş defa okudum, yine okurum. Harika.
Not: Kayıp bir gülün var, onu ara.