Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Petersburg, sanki hiç yaşanmamış ve var olmamış gibi Akaki Akakiyeviç’siz kaldı. Kaybolup gitmişti, hiç kimsenin savunmadığı, hiç kimsenin değer vermediği, hatta sıradan bir sineği iğneye geçirip mikroskopta inceleyen araştırmacıların bile ilgilenmediği bir varlık; yıllarca dairede bin bir türlü alayı uysalca sineye çeken ve sessizce mezara giren, ama ömrünün sonunda kısa süreliğine bile olsa palto şeklindeki aydın bir konuğun zavallı yaşamını şenlendirdiği ve bütün Çarların, dünyayı yönetenlerin kaçınılmaz biçimde uğradığı felakete uğramış bir varlık...
Zavallı Akaki Akakiyeviç sonunda ruhunu teslim etti. Ne odasını nede eşyalarını kayıt altına aldılar çünkü birincisi, hiçbir mirasçı yoktu, ikincisi de zaten pek bir şey bırakmamıştı geriye; yazı yazarken kullandığı bir demet kaz tüyünden divit, on tane kullanılmamış resmî kağıt, üç çift çorap, pantolonundan kopmuş iki tane düğme ve okurun artık çok iyi bildiği o sabahlık denen paltosu.
Sanki evlenmiş gibiydi, sanki başka biri hayatını paylaşmaya başlamış, sanki hoş bir yaşam Arkadaşı bu hayat yolunu onunla yürümeye çıkmış gibiydi ve bu arkadaş, pırıl pırıl astarı kalınca Pamukla beslenmiş paltosundan başka bir şey değildi.