Sende buradasın Paris, aynı eskisi gibi. İki arkadaş olarak son görüşmemizden bu yana tam iki yıl geçmiş olmalı. Şimdi birbirimize tekrar alıcı gözüyle bakabileceğiz.
Belirli bir amacı olmayan en iyi yolu seçtim. Plan yapmadım, bir amaç gütmedim, kaldırımlarda yavaşça, ama geçişlere geldiğimde adımlarımı hızlandırarak sokaklarda amaçsızca dolaştım.
Böylesine güzel bir Nisa’n sabahının içimi hazla doldurmasının yanında oldukça da şanslıydım, çünkü erken geldiğim için öğleden sonrasına kadar tasalanmam gereken bir randevum yoktu. Paris’te yaşayan beş buçuk milyon iki ayaklının hiçbiri geldiğimi bilmiyordu, dolayısıyla istediğimi yapmakta özgürdüm. Bulvarda bir aşağı bir yukarı avare avare dolaşabilir, gazeteleri okuyabilir, bir kafede oturabilir, vitrinlere bakabilir, Seine Nehri boyunca kitap avına çıkabilir, arkadaşlarıma telefon edebilir veya sadece Nisa’n havasının tadını çıkarabilirdim.