Bilimsellik ve sanatsallık, öğrenmeye ve güzele duyulan arzu; toprak gibidir. Bilim ve sanat ise bilimsellik ve sanatsallık toprağında büyüyen çiçeklerdir.
Bilim aşkı ve öğrenme arzusu olmadan ne bilim olur ne bilimciler.
Aynı şekilde sanatsallık olmadan, sanat duygusu ve güzellik ihtiyacı olmadan sanat da olmaz.
İlk önce bilimsellik, sonra bilim gelir.
İlk önce sanatsallık, sonra sanat gelir.
Ben Çin’e de gittim. Çinlilerin ruhunu, hayatını dikkatle inceledim. Şaşırtıcı, esrarengiz ve korkutucu bir halk bu! Halk pratikte ateist.
İnanmadıklarından veya Tanrı fikrinin karşıtı olduklarından değil. Çok ama çok Tanrı’ları var. Onlara tapınıyorlar. Ama içlerinde Tanrı hissi yok. Ruhlarında Tanrı ihtiyacı yok. Güzel kurulmuş makineler gibiler. Buharla, elektrikle, rüzgarla ne isterseniz onunla çalışıyorlar ama ruhlarıyla çalışmıyorlar.