hava gibi değişken, bir anda sıcaktan soğuğa geçiveren, farkına varmadan beni kızıştırıp sonra aniden üzerime buzlar boca eden adam yüzünden ne acılar çektim, o müthiş heyecanıyla heyecanımı tutuşturur, sonra da eline kırbacı alır gibi alaycı bir uyarıda bulunurdu - evet, ona ne kadar yaklaşsam beni bir o kadar sertlikle, hatta korkuyla itip uzaklaştırdığı gibi acımasız duyguya kapılmıştım. Onun yanına, sırrının yanına hiçbir şey yaklaşmamalıydı, yaklaşamazdı.
… Profesör onu nasıl yaşamından çıkartmışsa o da onu bir başka biçimde, ama aynı şiddetle yaşamından çıkarmıştı. Yine de on beş yıldan beri aynı çatının altında suskunluk içinde yaşamaktaydılar.