İnsanlar arası mesafeleri tamamen yok edemesek de, o boşluğu küçültme gayreti ilişkilerin en sahici halidir. Yalom, bağ kurmanın o kırılgan ama bir o kadar da umutlu sınırını ustalıkla özetliyor.
Irvin D. YalomGünübirlik Hayatlar
#okurharitam #kitapalıntıları #irvinyalom #günübirlikhayatlar #edebiyat
Bana şeytan kadar kışkırtıcı olduğumu söyleyen biri var hayatımda…
Ve ben, tatmin olana kadar kasıklarımda sönmeyen o ateşi onunla tanıdım.
Erkeğim… bu sözüm sana.
Biliyorum, ömür boyu peşimi bırakmayacaksın.
Belki dokunmadan, belki sadece düşüncelerinle…
Ama bir lanet gibi izim sende kalacak.
Ben aklından hiç çıkmayacağım.
Ve bu… senin en güzel cezan olacak.
Seni bekliyorum.
Çünkü biliyorum,
içimizdeki o şeytan
eninde sonunda yine bizi yan yana getirecek.
Sen çok kıymetli bir inciyi aradıkça, o, inci olursun, sen ekmek peşinde koşar, sadece ekmek düşünürsen ekmek kesilirsin. Sen bu nükteli ve rumuzlu sözü anlarsan her şeye aklın erer: Ne arıyorsan, neyin arkasından koşuyorsan, sen, o sun, o şeysin!
Her şeyden elini çektiğinde, kimseyle gerektiğinden fazla muhattap olmadığında, kendine çeki düzen vermeyi bırakıp, boş düzen yaşamaya başladığında, umursamadığında insanları, yenildi diyecekler sana. umursama, insanların yenilgi gözüyle baktığı şey, senin aslında zaferindir.
Ömrüm boyunca bir istasyonda bekler gibi bekledim; bir türlü gelmeyen, aslında hiçbir zaman da gelmeyecek olan bir treni beklemekle tükettim zamanı. Hayatı, bekleme üzerine inşa etmiştim âdeta fakat ben beklerken hayat durmadı, akıp gitti. Benim trenim gelmese de insanlar gelip gitmeye, ayağa kalkıp yürümeye ya da değişmeye devam etti. Sonra "İnsanlar sürekli gelip giderken ben neden hep bekliyorum, niçin benim trenim gelmiyor?" diye çok düşündüm. Sorunun cevabı çok basitmiş hatta gözümün önünde duruyormuş meğer: Herkesin gideceği bir yer varken ben nereye gideceğimi hiç bilmemişim. (ÖSYM sınav soru alıntısı)