Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2020 87. kitabı
Çok beğendiğim bir tasavvufi roman oldu Rüya metaforları özellikle beni çok çekti Bir romandan hem temel tasavvufu okumak hem de büyülü sofistike bir sergüzeşte tanıklık etmek etmek aynı anda , çok hoş bir deneyim oldu Bu romanı lisans dönemimde almıştım ve okumuştum da lâkin hayatımın şu zorlu sürecinde okumak bana daha iyi geldi gibi Böyle romanları seviyorum ben... Hem edebi açıdan rahatlatıyor ( zira ben normalde akademik tarihi çok fazla okumak ve irdelemek durumunda kalıyorum ) hem de tasavvufu ve dini konuları çok sevdiğim için kafa açıcı oluyor İlgilenenlere kesinlikle tavsiye...
DervişSerdar Üstündağ · Eşik Yayınları · 2016311 okunma
Puan vermedi·62 syf.··
2026 136. kitabı
Bırakmışlardı bebeği yemliğe Orada sevecen malların koynun Her nevi soğuk ve tehlikeden azade "Değildi aynısı reva benim yavruma, (Yavruma! Yavruma!)" "İyi midir ki şimdi oğlum, biraz olsun iyi mi?" Bekledi durdu anneciği, dilinde dua her daim. "Zira ben ne onun nasıl düşüp incindiğini Ne de son istirahatgâhını bilirim." Kitabın ilk başında yazarla ilgili epey bilgi verilmiş ve aslında onun hayata karşı bakış açıcısını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu bakış açısı şiirlerine de yansımış. Beni ise en çok etkileyen oğlunu cephede kaybettikten sonra yazdığı ‘Doğum’ şiiri oldu. Yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimler üzerine belki de satır aralarına bıraktığı her şey onun iç dünyasını yansıtıyordu. Bu bir çok zaman tepkilere neden olsa da ve gerçek anlamda yüksek sesle konuşulmasa da, kendisi ile ilgili yazılanlardan bunu anlıyoruz. “Beyaz Adamın Yükü”, sömürgecilik tarihini, sömürge düşünceyi ve Batı merkezli üstünlük anlayışını incelemek isteyenler için önemli bir tarihi belge olarak da değerlendirilebilir. Eser, yalnızca edebi yönüyle değil, yazıldığı dönemin siyasal ve kültürel zihniyetini yansıtması bakımından da dikkat çekiyor kesinlikle. Öznel yoruma oldukça açık tarafı ile de yoğun bir eleştiri yapabilirsiniz kendinizce.
Beyaz Adam'ın YüküRudyard Kipling · Fihrist Yayınevi · 20262 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·144 syf.··
2026 17. kitabı
𝑩𝑬𝑵 𝑮𝑬𝑳𝑫İ𝑴𝑴𝑴 Güzel bir hafta sonu diliyorum kıymetli okur dostlarım... Bugün size Hayykitap ‘ndan çıkan @mecitomurozturk ' ün değerli kaleminden #duayıyenidenkeşfetmek  kitabının yorumu ile geldim... #kitabınkonusu Modern çağın insan ruhunda yarattığı o derin tahribat ve yalnızlık hissiyle başlıyor kitap. Yazar, günümüz insanının hız, tüketim ve yoğun uyarıcılar arasında kendi iç sesini nasıl kaybettiğini adeta yüzümüze çarpıyor. İşte bu kriz dalgası içinde, insanın Yaratıcı ile kurduğu en temel köprü olan “dua” eylemi de nasibini almış ve mekanikleşmiştir. Kitabın değindiği temel mesele tam olarak bu: İnsanlar duayı sadece zor zamanlarda hatırlanan bir istek listesi ya da otomatiğe bağlanmış, anlamı üzerine düşünülmeyen dinsel bir rutin olarak görüyor. Yazar, okuyucuya duanın bu sığ algıdan kurtarılması ve acilen yeniden keşfedilmesi gerektiği çağrısını yapıyor. Sayfalar ilerledikçe dua, sadece dille söylenen sözler olmaktan çıkıp çok katmanlı bir psikolojik, felsefi ve ruhsal eyleme dönüşüyor. Yazarın inşa ettiği bu felsefe, nihayetinde insan yaşamındaki en olgun meyvesini veriyor. O da duanın gerçek anlamda keşfedilmesinin, insanı ulaştıracağı son durağın tam bir teslimiyet ve sükûnet hâli olduğu gerçeğidir. Duanın kabul edilip edilmemesi kaygısından bütünüyle sıyrıldığınızda, Yaratıcı ile kurduğunuz o anlık bağın kendisi en büyük ödüle dönüşüyor. Kitap, duayı yeniden keşfeden insanın hayata, acılara ve beklentilere bakışının radikal bir biçimde değiştiğini vurguluyor. Dünyada ama dünyadan özgürleşmiş bir bilge bilinciyle bizi baş başa bırakıyor. ꫂ❁ “İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır.” ​(s. 9) ꫂ❁ ​“İnsan bazen istediğinin değil, istediğini isteme hâlinin şifasına muhtaçtır.” ​(s. 38) ꫂ❁ ​"Dua, kalbin Allah ile dertleşme
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202699 okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:55
“İnsan, önce zihnini inşa eder; sonra da o zihin, onun hayatını…” Kişisel gelişim denildiğinde akla gelen ilk eserlerden biri olan Bilinçaltının Gücü, yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmaya devam ediyor. Bunun en önemli sebebi, yalnızca “olumlu düşün” demekle yetinmeyip, düşüncelerimizin yaşamımız üzerindeki etkisini merkeze alan bir bakış açısı sunması. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en önemli soru ise şu oldu: Gerçekten hayatımızı değiştiren olaylar mı, yoksa o olaylara yüklediğimiz anlamlar mı? Joseph Murphy, insan zihnini iki katmanlı bir yapı olarak ele alıyor: bilinç ve bilinçaltı. Bilinç; karar veren, sorgulayan ve analiz eden tarafımızken, bilinçaltı ise sürekli tekrar edilen düşünceleri sorgulamadan kabul eden ve davranışlarımıza yön veren görünmez bir mekanizma olarak anlatılıyor. Yazarın en temel iddiası, hayatımızın büyük bölümünü aslında farkında olmadan bilinçaltımıza yerleştirdiğimiz inançların şekillendirdiğidir. Kitabın en dikkat çekici yönü, bilinçaltını bir “dilek kutusu” gibi değil, alışkanlıklarımızın ve düşünce kalıplarımızın deposu olarak ele almasıdır. Çocukluktan itibaren duyduğumuz sözler, yaşadığımız deneyimler, korkularımız ve kendimiz hakkında kurduğumuz cümleler zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelir. Murphy, bu kalıpların değiştirilebileceğini ve bunun da tekrar, olumlama ve zihinsel canlandırma yoluyla mümkün olduğunu savunuyor. Okurken sık sık psikolojiyle felsefenin iç içe geçtiğini hissettim. Kitapta verilen örneklerin büyük kısmı umut verici olsa da zaman zaman fazlasıyla iddialı bir noktaya ulaşıyor. Özellikle her sorunun yalnızca bilinçaltını yeniden programlayarak çözülebileceği düşüncesi, günümüz psikolojisinin ortaya koyduğu bilimsel verilerle tam olarak örtüşmüyor. İnsan hayatını yalnızca düşünceler değil; çevre,
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Diyojen Yayınları · 201918,5bin okunma
9/10
·192 syf.·
2026 6. kitabı
Vahiy Sana Dokunursa' kitabını bitirdiğimde, elimde sadece okunmuş bir kitap değil, kalbime bırakılmış bir iz kaldı. Kitap, İslam'ı sadece dışarıdan bilinen bilgilerle değil, insanın bizzat yaşayarak hissettiği bir yürüyüş olarak anlatıyor. Vahyin ilk gününden bugüne kadar geçen tüm zamana ve insana dokunan bir gönül yolculuğu. Okumak isteyenlere tavsiyem; sadece sayfaları çevirmeyin, her satırda 'Bu vahiy bugün bana ne söylüyor?' sorusunu kendinize sorun. Bu kitap, Kur'an'ın hayatımızda her an yeniden inen bir hitap olduğunu hatırlatan çok kıymetli bir eser."
Vahiy Sana DokunursaHavva Sancar · Timaş Yayınları · 202696 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:02
Tarih derslerinde sık sık bahsettiğimiz dünyanın en eski ibadet merkezi olarak anlattığımız Göbeklitepe ile ilgili oldukça önemli bilgiler veren bir kitap okudum. Kitap aslında bir belgesel olacakken vazgeçililip rafa kaldırılması ile başlıyor ancak yazarımız daha sonra bu bilgileri bir kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitapta Göbeklitepe‘nin bulunuş aşamalarından, gelişiminden, farklı yapılarla benzerliklerinden veya o yapılarla olan farklılıklarından bahsediliyor. Kitabın bence en önemli noktalarından bir tanesi röportajlar. Konunun uzmanları olan yerli ve yabancı arkeologlarla röportajlar yapılıyor. Yine hem Göbeklitepe‘nin bulunuş hikayesinden hem diğer yapılarla olan benzerliklerinden yola çıkarak Göbeklitepe‘nin aslında bir eğitim merkezi olduğu anlatılıyor. Göbeklitepe‘de bulunan her bir taşın aslında başka bölgelerden gelen öğrencilerin bitirme teziymiş gibi yapıldığından bahsediliyor. Bu yüzden farklı yerlerdeki taşlarda da benzerliklerin olmasının olağan olduğu anlatılıyor. Bu bölgede bulunan insanlar Göbeklitepe daha ortaya çıkmadan önce bugünkü yapının bulunduğu yeri kutsal bir yer olarak kabul ediyorlarmış. Hasta olanlar, çocuğu olmayanlar, bir dileği olanlar buraya giderek dua ediyorlarmış. Bu yüzden de bölge halkı buraya ‘ziyaret’ adı vermiş. Göbeklitepe‘ye giden insanların hepsinden oranın ruhani havasını hissettiklerini duymuştum. Bu yüzden çevrede yaşayan insanların da o bölgeye giderek dua etmesi bana hiç garip gelmedi. Göbeklitepe’yle ilgili daha önce de bir çok şeyi biliyorum ama kitapla birlikte çok daha ayrıntılı bilgiye sahip olmuş oldum. Kitapta çok fazla resim bulunuyor bu resimlerlede Göbeklitepe‘de bulunan taşların üzerindeki figürler ayrıntılı bir şekilde bize anlatılıyor. Hepsinin anlamı birbirinden farklı. Yine kitaptan öğrendiğim en
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202532 okunma