Aziz pirdaşım defterim,
Bu akşam gönlümde iki koku var:
biri küf kokusu gibi ağır bir geçmiş,
biri duman gibi dağılmayan bir yangın.
İçerde küf, dışarıda duman…
Demek ki ne içim mamur
ne de dışım selâmette.
Anladım ki küf,
uzun süren suskunluğun çocuğudur;
duman ise yarım kalmış yanışların.
İnsan konuşmayınca çürür,
yanmayı bilmeyince is tutar.
Ey kalbim,
seni ne çok kapalı bıraktım rüzgâra,
ne çok pencereni kapattım hakikate.
Sonra şaştım:
Niçin bu kadar ağırlaştın diye.
Meğer hava almayan her şey
ya küflenirmiş
ya da içten içe yanarmış.
Bu gece bir dua öğrendim kendimden:
“Ya Rab,
beni çürüyenlerden eyleme,
beni dumanlananlardan da eyleme.
Ya beni tam söndür
ya da bütünüyle yak.”
Zira yarım kalan her ateş
insanı is içinde bırakır,
yarım kalan her tövbe
kalbi rutubetle doldurur.