Puan vermedi
Momo, Eski bir fahişenin oğludur. Annesi ve babası onu yıllar önce başka fahişelerin de çocuklarına bakmak için bir nevi çocuk evi işleten Madam Rosa ya vermişlerdir. Romanımız esasen bu Momo nun büyüme ve Madam Rosa nın yaşlanma süreçlerine paralel olarak 2 karakter üzerinden ilerliyor ve belirli bir konusu yok. Göçmen , azınlık yahut fahişe çocukları olmalarından dolayı sadece maddi değil birçok manevi duygudan yoksun olarak büyümeye çalışan çocukların hayatlarına sokuyor bizi yazar. Özellikle Momo, diğer arkadaşlarından farklıdır, fazla hassas fazla duyarlıdır. Algıları o kadar açıktır ki romanın uzun bir kısmında Momo nun 10 yaşında olduğu bilgisi verilmesine rağmen buna okur olarak inanmamız zor geliyor. Bu anlamda tam bir yeraltı edebiyatı. yeraltı edebiyatından beklediğimiz, yeraltı edebiyatın bize verdiği o karamsar, o rahatsız edici hayat bu kez on yaşında bir çocuğun cümleleriyle bizi aktarılıyor. Aslında çok sert detaylara tanık Olmamıza rağmen, Momo'nun cümleleri bizim adeta içimize işliyor. Momo'nun içinde o kadar çok sevgi o kadar çok duygu var ki, o duyguları birine aktarmak için kimseyi bulamıyor. sokaktan bir köpek Buluyor ve tüm ilgisini tüm sevgisini bu köpeğe gösterebiliyor ancak. Sevgisi o kadar sahicidir ki köpeğine daha iyi bakacak birine bulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden köpeğine ona veriyor, veriyor diyorum çünkü Momo köpeği alan kişinin verdiği parayı çöpe atacaktır. fahişelik, ve fahişe kavramı, Roman içinde "kendilerini kıçlarıyla savunan insanlar" olarak tanımlıyor, daha doğrusu bu Momo'nun tanımı. Hatta Momo fahişeleri En iyi anneler olarak görür, çünkü onlar çalışma aralarında, kısıtlı zamanlarda sadece çocuklarına ilgi gösterip ve onlarla vakit geçirmeye çalışırlar. Zor bir hayattan kendine Şemsiyesini giydirerek ondan arkadaş
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
Puan vermedi
Dördüncü Kanat için yazılmış bir alternatif hayran kurgusu okuyormuşum gibi başladı kitap ama ilk bölümde abisiyle arasında geçen muhabbetler öyle iğrençti ki devam etmek istemiyorum. Süмеччa bir inceleme yazmış, her satırına katılıyorum. Türkçe kitabı türkçe dublaj okudum demiş, o kadar haklı ki. Çeviri kitapların etkisinde fazla kalınmış yazılırken belli ki ama editörden geçerken buna biraz daha dikkat edilmeliydi diye düşünüyorum. Okuyup bitirebilene iyi okumalar.
Raven SuikastçısıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2025616 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toprağından Sürülenlerin Ahı Nereye Gider?
10/10
·480 syf.··
2026 47. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:52
Gazap üzümleri, insanların içinde biriken o çaresiz öfkenin ve adaletsizliğin olgunlaşmasını simgeleyen muhteşem bir eser. Okurken bir insan daha ne kadar çaresiz kalabilir ve daha ne kadar sömürülebilir tek tek sayfaların duvarına yaslanan ruhumda hissettim. "Ölüyor diyorum size, açlıktan ölüyor!" feryadı bolluk içindeki Kaliforniya topraklarında çocukların yetersiz beslenmeden ve açlıktan ölmesi, insanlığın en büyük utancı olarak kelimelere yansırken her satırda daha da hüzne boğan çaresizliği yaşatıyor ve asıl utanması gereken zenginlerin para para diye adaletsizliğin dibine vurmaya devam etmesi beni daha da kızdırıyordu. Peki ya zamanımıza bakınca yok mu, örnekleri? Gazze'deki insanlık krizi, Yemen'deki kıtlık, sokak hayvanları veya bireysel bir dram hangisinin yanında dimdik durabildik! Ben dahil, hiçbirimiz... Kitaptan bir cümle daha var ki onları en iyi bu cümle izah ediyor: "Aç insanların gözlerinde büyüyen bir gazap var. İnsanların ruhlarında gazap üzümleri olgunlaşıyor, ağırlaşıyor, bağ bozumu için ağırlaşıyor" .... Ben bu kitaba ikinci başlık desem aç insanların gazabı derdim, sanırım. Toprahından sürülen bu insanların ahı nereye gider? Lütfen en azından küçük bir adım atalım ve yakınlarımızda olan muhtaçlara el uzatalım. Birikim yspmalıyım diyorsunuz ya... Hayır! Ayetlerde bile apaçık belirtiliyor. Allah rızkımızın fazlasını yetimlere ve öksüzlere sahip çıkalım diye veriyor. İhtiyacınızdan fazlasını ayırmak ahirette boynunuza dolanacak diyor.. Bizlere gerçeği sunan bu ve bunun gibi kitaplar daha da arttırılmalı. Okumak yerine filmini izlemek isteyen arkadaşlara da linkini bırakıyorum. Lütfen izleyin ya da okıyun. En önemlisi bizim gibi bizden farkı olmayan bakınca etten kemikten ama bir avuç topraktan yaratılan çaresizlere sahip çıkalım. (Kitabın Türkçe
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 201445,8bin okunma
okuyucuya trip atan katil+deus ex machina hürmetine dönen kurgu
1/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
·
137 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:43
Merhabalar, ben Sülde. Oyuncak Müzesi yazardan okuduğum ilk kitap dolayısıyla bu kitap, yazarla tanıştığım kitap oldu. Keşke olmasaydı. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Kitap Yerme Geceleri formatında kitabı toplam 3 saat boyunca eleştirdiğim podcast'e ulaşmak için linke tıklayınız; Birinci Kısım: youtu.be/AjVkDd1RzkA İkinci Kısım: youtu.be/YnsXE_ZNtL8 Kanal adım: benSülde Başka kitapların yerme videoları da mevcut! 1) Deus Ex Machina Deus Ex Machina nedir? Karakterlerin bir olaydan tanrısal bir müdahale ile kurtulmasıdır kısacası. Ededbiyat ve sinema sektörünce 'zayıf yazarlık' eleştirisi yapılırken kullanılır. Bu kitap da buram buram Deus Ex Machina kokuyor. Ne hikmetse katilimiz için şans daima yaver gidiyor. Birisini mi öldürecek? Kameralar yok ya da çalışmıyor, oradan kimse geçmiyor, polis soruşturmuyor, DNA örneği alınmıyor. Yahu çok komiktir, bir noktada Nate-Rose Cierra ikizlerinin evine gidiyor parti için ve orada üç kişiyi öldürecek. Üst kata çıkıyor ve banyodaki dolaptan insanların sindirim sisteminden kanına 5-10 dakikada karışabilecek bir kimyasal (yazar o kadar tembel bir yazarlık örneği sergilemiş ki bize ne olduğunu bile söylemiyor) bulup shot bardaklarına atıyor. Yani sen ilk defa gittiğin bir evde orada ilaç bulacağını nereden bildin, öyle bir kimyasal olmasaydı o insanları nasıl öldürecektin? Yok, hiçbir cevap yok. Çünkü Deus Ex Machina!!! 2) Çehov'un Silahı Çehov der ki eğer bir oyunun ilk perdesinde duvarda bir silah asılıysa oyunun ikinci perdesinde o silah patlamalı. Meali: sen bir karakter, olay ya da özellikten bahsediyorsan bunun kurguda işlenmesi ya da yararlı olması gerekir. O zaman Oyuncak Katili'nin Lexa'nın evine girip çıkıyor olmasının olayı
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,777 okunma
TAM AĞZIMA LAYIKKKK
9/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
KİTABA BAYILDIM ASLINDA! Olay örgüsü olsun karakter analizi olsun tam ağzıma layık, satır aralarına bolll boll yorum sıkıştırdığım, altını çizdiğim dolu dolu bir kitaptı benim için. Kişisel yorumumu okumak istemeyenler aşağıda "ÖNEMLİ"olan kısmı okuyabilirler kitapla ilgili ince bir detay var bilginize:) Öyleseyse devam edelim...öncelikle kitabı okurken bazı yerlerde o kadar sinirlendim, o kadar yükseldim ki kitabın içine girip Andre'yi tokatlayasım geldi. Böyle yakasından tutarak sarsmak istedim adamı. Evet yanlış okumadın! Orchid değil Andre'yi. Neden? Çünkü o mal karı zaten kötü biri tamam mı? Zaten yapması gerekeni yapıyor ve belli bir amaç doğrultusunda hareket ediyor. Ama Andre...Ahh Andre o kadar malsın kiiii delirdim yani okurken. İçinde bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğin yetmezmiş gibi SANA TÜM GERÇEKLERİ EN YALIN HALİYLE GÖZÜNE SOKAN, O KADININ NE ÇEŞİT BİR MANYAK OLDUĞUNU BALYOZLA KAFANA VURA VURA ANLATMAYA ÇALIŞAN BİR ARKADAŞIN olduğu halde hatta ve hatta seni seven, bağrına basan, sevgi dolu bir ailen olmasına rağmen nasıl her şeyi inkar ederek onun peşinden gidebilirsin!! Hadi hiç sevenin olmasa,seni uyaran yakınların olmasa, gerçekten sevgiye aç biri olsan Orchid'ten aldığın sevgiye bağımlı hale gelsen anlarım ama senin sevgi açlığın da yok ki?? Babanın gururusun,annenin biricik oğlusun. Seninle çok iyi anlaşan bir ablan var. Seni seven pek çok arkadaşın var. Yani onca kişi arasından Orchidin sevgisine muhtaç olduğunu ben hiç düşünmüyorum..bence yaptığın şımarıklıktan başka bir şey değildi. Oh be! Rahatladım. Andre'ye sövmem bittiyse biraz da Orchide söveyim dicem de...kadın zaten kötü biri tamam mı? Onun düzelme ihtimali yok. Narsist olmayı kendi seçmiş ve bu konuda kendini özellikle geliştirmiş yani böyle hastalıklı bir insana ne
Duman ve AynalarElmar Akif · İkinci Adam Yayınları · 202584 okunma
Bu Kitap Gerçekten Bir "Ağaç İsrafı"
1/10
·122 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 02:22
Kitabı elime aldığımda beklentim bambaşkaydı ama karşılaştığım şey tam bir hayal kırıklığı oldu. Okurken hissettiğim o "zihinsel yorgunluğu" ve neden "en iyisi kusacağım" (bir sayfada tam 11 kez en iyisi” kelimesi kullanılmıştı) noktasına geldiğimi şu üç başlıkta özetleyebilirim: 1. İçerik: "İki Yaşındaki Çocuk" Olmak Özgürlük mü? Yazar, hayatın tüm karmaşasını dört tane basit cümleye indirgemeye çalışıyor. Sürekli bir "ehlileştirme" ve "cehennem rüyası" kavramından bahsedip duruyor. Güya özgürleşmek için iki yaşındaki bir çocuğun hiçbir şeyi umursamayan haline dönmemiz gerekiyormuş. Bir eğitimci olarak söylüyorum; bilinçsizliği ve sorumsuzluğu "özgürlük" diye pazarlamak, insanın gelişimine resmen hakaret. "Kişisel algılama" diyerek bizi dünyadan koparıp narsistik bir kabuğa hapsetmek istiyor gibi. 2. Dil ve Üslup: İlkokul Fişi Okuyor Gibiyim Beni en çok yoran şey ise o "Ali topu at" kıvamındaki cümle yapısı oldu. • Kelime Kısırlığı: Bir sayfada tam 16 kez "zihin" kelimesini okumak, diğer sayfada 12 kez "varsayım" kelimesine çarpmak gerçek bir sabır testi. Türkçede dimağ, şuur, zan gibi onlarca kelime varken metin bir "tekrar hapishanesine" dönmüş. •“Yaratmak" Takıntısı: Yazar her duygu için "zehir yaratırız", "drama yaratırız" gibi ifadeler kullanıyor. Türkçede "yol açmak", "sebep olmak", "meydana getirmek" gibi onlarca seçenek varken her şeyi "yaratmak" kelimesine bağlaması hem çeviri tembelliği hem de metne sığ bir spiritüel hava katma çabası. • Mekaniklik: Metin Türkçe değil de, kötü bir dublaj filmi gibi konuşuyor. "Oh usta peki..." gibi ifadeler ve "aksiyonu" gibi doğrudan kopyalanmış kelimelerle metnin ruhu tamamen uçup gitmiş. • Aynı Şeyin Tekrarı: Cümle yapısını bile değiştirmeden aynı şeyleri sayfa sayfa tekrar etmesi, okuyucuyu düşündürmeyi değil, adeta
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma