Dün kimsenin tanımadığı biri bugün günlerce manşetlerdeyse, o adam kendiliğinden değil; doğrudan piyasaya sürülmüş bir projedir.
Dün seni sevdim. Bugün de seviyorum. Öbür gün borcum olsun. Yaşarsam sözz, yine seni seveceğim.. Nazım Hikmet Ran
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dün dünde kaldı bugün yeni bir bilmece Medine Serçe G. Y. M. S.
Bir Şeyler Oldu işte..
Bir şeyler oldu... Bir daha kimse eskisi gibi olmadı. Saksıdaki çiçek köklerine sitem etti, Kırılan dallar bir daha kök salmadı. Bir şeyler oldu işte... Adım atan, düştüğü derinlikte sarsıldı, O emin konuşmalar yerini kaygılara bıraktı. Bir daha kimse eskisi gibi olamadı. Halbuki kelimeler çok iddialıydı... Daha dün, "Sen benim her şeyimsin" diyen, Bugün her şeyini bıraktıp gitti. Rüzgâr tersten esti, gök ortadan yarıldı; Yıldızlar, tutuldukları gökten bir boşluğa savruldu. Bir sabah soluk doğan güıneş, ısıtmadı hiçbir yüreği; Ne varsa o yürekte, sevenler sevdiklerini unuttu işte. Bir şeyler oldu ve bir şeyler bir daha eskisi gibi olmadı... Şimdi herkes eskiyi özlüyor, Fakat kimsenin cesareti yok bir daha aynı şeyleri yaşamaya... Zehra Yaden
Bugün seni unuttuğum gün değil. Çünkü bazı insanlar unutulmaz; sadece hayatındaki yerleri değişir. Bugün senden vazgeçtiğim gün de değil. Vazgeçmek, hâlâ mücadele etmek demektir. Ben artık mücadele etmiyorum. Bugün senden bir karşılık beklemediğim gün. Bugün senden bir mesaj ummadığım, bir telefon beklemediğim, "Belki gelir." diye hayal kurmadığım gün. Bugün bilekliğimi çıkardığım gün. Sadece bileğimden bir aksesuarı değil, aylarca taşıdığım umudu, beklentiyi ve yükü de çıkardığım gün. Bugün "Sen olmasan da hayat devam ediyor." dediğim gün. İlk kez bunu kendime gerçekten inandırdığım gün. Bugün her şeyden önce kendimi düşündüğüm gün. Hayatımı bir başkasının varlığına göre değil, kendi varlığıma göre yaşamaya karar verdiğim gün. Bugün kendime yeni bir başlangıç yaptığım gün. Geçmişimi inkâr etmeden, ama ona mahkûm da olmadan yürümeye başladığım gün. Dün sen hayatımın merkezindeydin. Düşüncelerimin, hayallerimin ve dualarımın merkezindeydin. Bugün ise sadece bir anısın. Güzel ya da acı... Ama sadece bir anı. Bugün senden umut etmediğim gün. "Belki bir gün." cümlesini içimden sildiğim gün. "Keşke gel." demediğim gün. Arkama bakmadan yürümeyi seçtiğim gün. Bugün seni ne kadar büyüttüğümü fark ettiğim gün. Seni ulaşılmaz değil, sadece insan olarak gördüğüm gün. Seni gözümde büyütürken kendimi ne kadar küçülttüğümü anladığım gün. Bugün yeniden kendimi hatırladığım gün. Bugün kendi değerimi yeniden keşfettiğim gün.
Toksik Bireylere İhtar
Valide Sultan ve peder bey ile beraber balkonda huzurlu hasbihalin ardından, gündüz validemle beraber aldığımız kiraz sofraya geldi. Şüphesiz onlar meselelerin fıkhi ve ilmi derinlik dehlizlerine girmeyi murat etmiyorlar; hususen Valide Sultan işin daha çok irfan ve teslimiyet boyutunda menzil aldığı için tam bir rıza halinde hayatı seyrediyor. Bendeniz ise henüz o saf teslimiyet mertebesinde değilim; fıtratım gereği sürekli sorgulayan, perde arkasını araştıran ilmi taraftayım. İşte bu arayışla, dün karpuz yerken düşündüğüm ülfet perdesini, bugün kiraz tanelerini tefekkür ederken hikmet ufkuna taşımaya niyet ettim. Kendi kendime sordum: Kiraz neden yaz mevsiminin ilk müjdecilerinden, ilk meyvelerindendi? Anladım ki kiraz; kıştan ve bahardan çıkan insanoğlunun bitkin yorgunluğunu gidermek için lütfedilmiş taze bir şifa kaynağı, vücudu toksinlerden arındıran ve kanı temizleyen ilahi bir bahar detoksu idi. Hikmete bakınız; bizler o nimetin sadece renginden, rayihasından ve lezzetinden keyif alıyoruz; oysa o küçük tanenin vücuda girdikten sonra başlattığı muazzam biyolojik temizliği çıplak gözlerimizle göremiyoruz bile. Demek ki her hakikat çıplak gözle müşahede edilmez. İnsan, Rabbine şükrünü eda ederken sadece gördüğü zahiri lezzete değil, hilkatin o göremediğimiz gizli etkenlerine ve hücrelerimize olan faydalarına da külliyen ve toptan şükretmelidir. Dün karpuz yerken kara toprağın altından çıkan devasa, sulu lezzet topuna hayretle bakmak gerekirken, sanki çok sıradan bir şeymiş gibi ülfetle yaklaşmamız ne büyük bir hüsrandı. Halbuki kiraz da bir mucizedir, karpuz da. Aynı çamurlu toprağın içinden çıkarlar ama renkleri farklı, kokuları farklı, insan bedenine şifaları apayrıdır. Cenab-ı Hakk, Ra’d Sûresi 4. ayet-i kerimesinde bu muazzam nizamı şöyle beyan
Duygu ve Düşünce