İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,180 okunma
Özgürlüğün, zincirlerini farkedene kadar…
9/10
·352 syf.··
2026 169. kitabı
George Orwell’in 1984’ü üzerine konuşurken çoğu insanın aklına baskıcı bir devlet, yasaklar ve Büyük Birader gelir. Benim aklımda kalan ise başka bir soru oldu: Özgür müsün, emin misin? Bu kitapta insanlar zincire vurulmuyor. Daha korkuncu yapılıyor; neye inanacakları, neyi hatırlayacakları ve hatta ne hissedecekleri belirleniyor. Gerçek sürekli değiştiriliyor. Dün söylenen bugün inkâr ediliyor. İnsanlar gözleriyle gördüklerine değil, kendilerine söylenene inanıyor. Kitabı okurken ister istemez kendime şu soruyu sordum: Bir insanın özgürlüğü elinden alınmadan önce aklı mı elinden alınır? Winston’un mücadelesi sadece bir rejime karşı değildir. O, hafızasını korumaya çalışır. Çünkü hatırlayan insan sorgular. Sorgulayan insan ise tehlikelidir. Parti’nin asıl savaşı insanların bedenleriyle değil, zihinleriyledir. 1984’ü okurken en çok ürküten şey anlatılanların tamamen yabancı gelmemesidir. Kalabalıkların aynı şeyi düşünmesi, farklı seslerin susturulması, insanların gerçeği değil tekrar edilen sözü benimsemesi tanıdık duygular yaratıyor. Bu kitap bana baskının en tehlikeli hâlinin korkuyla değil, alışkanlıkla kurulduğunu düşündürdü. İnsan bir süre sonra zincirlerini fark etmezse özgür olduğunu sanabilir. 1984 bir distopya değil sadece. Aynı zamanda bir uyarı. Çünkü Orwell geleceği anlatmaktan çok insanın değişmeyen zaaflarını gösteriyor. Kitap bittiğinde aklımda kalan soru şu oldu: Gerçeği saklayan mı güçlüdür, yoksa gerçeği görüp yalnız kalmayı göze alan mı?
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
7/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
2026 - 31. Kitap Kitabın Adı: Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Yazarı : Ayşe Kulin Yayınevi : Everest Yayınları Türü : Tarihi Roman Basım Yılı: 2025 Sayfa Sayısı: 175 Sayfa Düşünceler : Ayşe Kulin sevdiğim yazarlardan birisidir. Aynı zamanda oldukça üretkendir. 42 kitabı milyonlarca satmış hemen her kitapseverin kütüphanesine ve dolayısıyla kalbine girme başarısı göstermiştir. Trabzon Kitap Fuarı'nda eşimle kendisine rastlamış gece geç saatlere kadar kitap imzalamasına hayretle ve hayranlıkla şahit olmuştuk. Bizde kitap imzalatmadık çünkü yeterince yorulmuştu. Yazarın 11 kitabını okudum bugüne kadar. Hemen hepsini de sevdim. Akıcı anlatımı ,sayfaları birbiri ardına çevirme hissiyatı uyandıran bir yazım tarzı var. Zaten bu kitaba da dün başladım ve bugün bitirdim. İşlerimin arasında dahi zevkle okudum. Yazarın en son kitabı olan bu roman istek üzerine yazılmış. Bu mânâda yazarın tek eseridir diye düşünüyorum. Atatürk 'ün ağzından Atatürk 'ü anlatan bir roman bu. Tarihsel gerçeklere sadık kalınarak yazılmış .Yazarken 22 farklı kaynaktan yararlanılmış. Atatürk 'ün iç dünyasına yansıtılmaya çalışılmış eserde. Belirli bir kronolojik sıra takip edilmemiş. Geçmişle vefat ettiği gün arasında gidip gelinmiş eserde. Çocukluk dönemi ile kadınlarla ilişkileri üzerinde biraz fazlaca durulmuş. İnsani yönü öne çıkarılmış. Fikrimizi önderinin de bir ölümlü olduğu gerçeği vurgulanmış. Zaten kendisi de bunu meşhur " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır " sözüyle söylemekte asıl önemli olanın kurduğu devlet ve fikirleri olduğunu bize anlatmakta idi. Yazıkki emanetine pek sahip çıktığımız söylenemez. Neyse Atatürk 'ü biraz farklı açıdan ,Onun diliyle dinlemek isterseniz güzel bir seçim olur bu eser sizin için. Lakin biraz daha uzun olabilir daha fazla teferruata
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,458 okunma
8/10
·110 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:00
"Bugün annem öldü ya da dün bilmiyorum." Şu şekilde başlayan bir kitaptan ne beklersiniz. Yani çok hoştu kitabı okurken ana karakterimizin düşüncelerini gerçekten hissedip anladım. Eksik bir şey yok ama her zaman daha iyisi olur o yüzden 10 vermiyorum.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
9/10
·432 syf.··
2026 67. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:57
Herkese merhabaaa! Dün başladığım distopik evrene bugün kısa süreliğine veda etmiş bulunmaktayım. (Yani en azından ikinci kitaba başlayana kadar.) Öncelikle Tırpan'a bayıldım. Yani normalde distopik kitaplar beni yorar, okumakta zorlanırım ve bu sebeple de bütün okuma zevkim ve keyifsiz bi şekilde sadece başlamışken bitirmek için okurum. Ancak Tırpanda böyle olmadı. Kolay okunan, akıcı diliyle ve merak uyandıran konusuyla beni içine çekti ve 1 günde bitirdim. Maraton kitabımız olmasaydı çoktan ikinci kitaba geçmiştim ama diğerlerinin bitirmesini beklemem gerekiyor :( Peki bu kadar severken neden 9 puan (4,5 puan) verdim? Çünkü devam kitaplarında kurgunun daha güçlü olayların daha etkili olmasını umuyorum ve bekliyorum. Eğer bu kitaba 10 verirsem kalan 3 kitaba ne kalır? Kitapla ilgili spoiler içerebilecek fikirlerim: -Öncelikle Faraday diye bi gerçek var. Resmen sırf onun için okudum desem belki bi tık abartmış olurum ama o da önemli bir etkendi. Malum sahnede ve sonrasında o olmadığı için okuma isteğim biraz kaçtı ve içim buruk bi şekilde okumaya devam ettim. -Rowan ve Citra bana o kadar geçmedi hatta bazı yerlerde onlara uyuz oldum. Umarım devam kitaplarında güçlü bi karakter gelişmesi gösterirler. -Gerald seni tanıdığıma çok mutluyum lütfen kalan 3 kitapta da bizimle yolculukta kal. -Possuelo çok tatlıydı umarım Citra ile tekrar karşılaşırlar (ship) -Volta'nın kendini devşirmesi beni kahretti. "Seninle tanışmak bir şerefti Shawn Dobson"
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024982 okunma