Gelgeldim Papalagi, öylesine çok düşünüyor ki, onun için düşünmek artık bir alışkanlık, bir gereksinim, neredeyse bir zorunluluk halini almış. Ha babam düşünmek zorunda. Düşünmeden, bütün organlarıyla birlikte yaşamayı beceremiyor artık. Bütün duyuları derin uykulardayken, neredeyse hep kafasıyla yaşıyor yalnızca. Hem de bu arada iki ayağı üstünde yürümesine, konuşmasına, yemesine, gülmesine rağmen.
Bilmek için didinmediğimizden bizlere, adalar halklarına acır. Bizim ruhumuz zavallıymış, ormandaki hayvanlar gibi aptalmışız.
İşin aslına bakarsanız, Papalagi’nin düşünmek dediği o bilmek işine fazla kafa yormadığımız doğru. Ama, hele bir sormak gerek, acaba pek düşünmeyen mi aptal, yoksa çok fazla düşünen mi?