Dunham

Dunham

, bir kitap okudu
Puan vermedi·90 syf.·
2025 4. kitabı
Charles Dickens
8.3/10 · 11,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Size aktardığım bu çıplak gerçeklerden sonra, hâlâ Papalagi’yi kıskanmak, onun gibi düşünmeyi öğrenmek zorunda mıyız sevgili kardeşlerim? Ben derim ki; Hayır! Çünkü biz bedenimizin güçlenmesini, duyularımızın mutluluğunu engelleyecek hiçbir şey yapmamalıyız, yapmak istemeyiz de. Kendimizi, yaşama sevincimizi alıp götürecek, ruhumuzu karartıp içindeki aydınlığı alacak, bedenimizle kafamızı çatışmaya sürükleyecek her şeyden korumalıyız. Düşünmenin ölümcül bir hastalık olduğunu, insanın değerini küçülttüğünü Papalagi, kendi kendine kanıtlıyor.
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Alıntı
Çoğu kafasında koca bir yük taşır oradan oraya, bedenini yorgun düşüren, zamanla güçten kuvvetten kesen bir yük.
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Alıntı
Eğitim, kafanın son sınırına kadar doldurulması demektir.
Eğitim, kafanın son sınırına kadar doldurulması demektir. Eğitilmiş beyaz adam palmiyenin boyunu, hindistancevizinin ağırlığını, bütün büyük şeflerinin adlarını, savaşların zamanlarını bilir. Ayın, yıldızların, bütün ülkelerin büyüklüklerini bilir. İsim isim, bütün ırmakları, bütün hayvanları, bütün bitkileri tanır. Her şeyi, her şeyi bilir. Eğitilmiş birine bir soru soracak olsan daha sen ağzını bile kapamadan yanıtını yapıştırıverir suratına. Kafası mermiyle doludur hep, atışa hazırdır.
Alıntı
Düşüncelerin bir zamanlar iyi ya da kötü olmuş olması fark etmez; ince beyaz hasırlara savruluvermesin, birer bela olup çıkarlar: “Basıldı” der buna Papalagi. Bu söz şu demeye gelir: Bir düşünce hastasının kafasından geçirdikleri, bütün büyük şeflerin binlerce eline ve istencine sahip esrarlı ve olağanüstü bir makine tarafından yazılır. Ama bir kere iki kere falan değil. Defalarca, sayısız kez, hep aynı düşünce. Bu düşünce hasırları bir araya getirilip tomar yapıldı mı, Papalagi buna “kitap” adını verir ve ülkenin dört bir yanına yollar. Bu düşünceler bir kez adamın içine girdi mi bulaşır, kalır. Bu düşünce hasırlarını tatlı muzlar gibi yutarlar, her kulübede kutular dolusu yığılıdır. Şekerkamışına dadanan sıçanlar gibi genci yaşlısı başına üşüşür. İşte bu yüzden, çokları, her aklı başında Samoalının sahip olduğu doğal düşünmeden yoksundur. Aynı şekilde çocukların kafalarına da doldurabildikleri kadar düşünce doldururlar. Çocuklar her gün düşünce hasırlarını didiklemek zorundadırlar. Bir tek en sağlıklı olanları bu düşünceleri kendilerinden uzak tutarlar, bir ağın deliklerinden süzülürcesine ruhlarından salıverirler. Ama çokları kafalarına, en ufak bir boşluk kalmamacasına, ışığın zerresi bile içeri sızmamacasına düşünce yüklerler. Bunun adına “ruhu eğitmek”, sonuçta ortaya çıkan çılgınlığa da “eğitim” derler.
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Alıntı