Çalışırken, her şeyin içinde var olan, ellerimizle yarattığımız sevgiyi indirir midesine. Bir
makinenin yonttuğu kanoyu, balyozu ne yapayım ben?
Makine, yaptığı iş üzerinde konuşamayan, gülümsemeyen; bitirdikten sonra yaptığın işe, onlar da sevinsinler diye annene ve babana götüremeyeceğin soğuk, kansız bir nesneden başka nedir ki?
Eğer makine ben elimi bile sürmeden yenisini yapacaksa, ben tanoa’mı, şimdi sevdiğim gibi sevebilir miyim? İşte, makinenin içindeki bela budur.
Papalagi hiçbir şeyi sevemez, makine her şeyin aynısından bir daha yapabilirken nasıl sevsin ki? O sevgisiz mucizelere sahip olabilmek için makineyi yüreğiyle beslemesi gerekir Papalagi’nin.