Bir varmış bir yokmuş...
Aslında hepimiz o "yokmuş" tarafına doğru yürüyormuşuz. Kimimiz farkında, kimimiz değil. Hayat dediğin bir göz kırpması kadar kısa. Sabah güldüğün insanı akşam toprağa uğurlayabiliyorsun. İnsan öyle dalıyor ki dünyaya; sanki ölüm başkasına uğrayacak sanıyor. Oysa ölümün ne yaşı var ne zamanı. Bir gün ansızın geliyor, bütün sesleri susturuyor.
O gün ne cebindeki para konuşuyor ne de yıllarca peşinden koştuğun dünya işleri. Geriye sadece bıraktığın iz kalıyor. Kırdığın kalpler, tuttuğun eller, ettiğin dualar, verdiğin değer... İnsan en çok da söyleyemediği sözlere, sarılamadığı insanlara yanıyor.
Kimimiz erken kalkıyor sofradan, kimimiz biraz daha oyalanıyor. Belki de hayatın en büyük gerçeği şu: Bir gün adımız anılacak, sonra yavaş yavaş sesimiz unutulacak. İşte bu yüzden, yaşarken sevmeye, affetmeye ve güzel anılar bırakmaya değer...