sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
Bugün günlerden ben... Süslü cümleler kurup, iyi dilekler dileyerek kendimi kandırmayacağım. Çünkü ben hiç öyle biri değilim. Hayatın akışında kalıp gerçeğe olduğu yerden bakmaya çalışan biriyim. Bugünü yaşayıp yarını düşünmeyen, geleceğe büyük umutlar beslemeden ve hayaller kurmadan önüme bakıp yürüyen biriyim. Sartre’ın "An’ı yaşa!" dediği o düşüncenin içindeyim. Ya da Hakan Günday'ın dediği gibi; "Sadece şimdi var. İnsan ne söylerse, ne yaparsa ondan ibaret. Ve bunun bilincine varmak her şeyi değiştiriyor. Özellikle de anı... Çünkü şimdiyi özgür kılmanın tek yolu onu geçmiş ve gelecekten bağımsız yaşamaktan geçiyor." Geleceğe dair süslü ihtimallerle kendimi avutmadan yaşamak, bir karamsarlık değildir aslında. Siz buna “melankoli” diyeceksiniz ya da “karamsarlık”. Ben bunun adına, “insanın kendi içine daha fazla yakınlaşıp hayatın en çarpıcı, en yalın ve en sahteliklerden uzak hâli” diyeceğim. Çünkü insan her şeyi olduğu gibi kabul edip, hiçbir şeyi olduğundan güzel göstermeden de yaşayabilir. Ben buyum! Bir yaş daha aldım takvimlerden ve aklımda her zaman var olacak o düşünce, yine benimle hep içimde: Kierkegaard'ın "Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir." sorusu; ara ara içimde yankılanıp duran, cevabını henüz kendime veremediğim o ağır soru. Bir gün Tanrı bana varlığını hissettirip fısıldar mı peki? bilmiyorum... Bir yaş daha aldım takvimlerden, dünün aynısı olan; bugünün yarınlarını yaşayarak, bazen aynı yere yeniden dönerek, bazen de hiç ilerlememiş gibi görünürken içimde sessizce değişerek… Attığım her adımda içimde beslediğim sevgi, saygı ve merhamet beni olduğum yoldan hiç çıkarmadı. Savrulan günlerin içinden geçerken kalbimde çürümeye bırakmadığım bir yer hep kaldı ve orası hâlâ insan kalabilmek için direndiğim; kimseye benzemeden, kimseye özenmeden,
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
YİNE COŞTU BU GÖNÜL, HASRETİNLE DAĞLANDI. ARKANDAN SEVENLERİN, SÎRETİNE BAĞLANDI. BİR ÇOĞU GÖRMEDİLER, SENİ DÜNYÂ GÖZÜYLE, AMA DUÂLARI ÇOK, “RAHMET OLSUN” SÖZÜYLE. ÖYLEYSE DURMA OKU, HEM İHLÂS HEM FÂTİHA, ÇÜNKÜ BUNLAR RAHMETTİR, ENFÜSE VE ERVÂHA. YOLU AÇIK TUTALIM, GÖRÜNSÜN BİZDE HÂLİ, HİMMETİ DAÎM OLSUN, RÛHÂNÎYETİ ALÎ. NECMETTİN ŞAHİNLER
güzel geceler dilerim.
Etrafındaki sesler çekildiğinde ya da tam aksine, en gürültülü kalabalıkların ortasında dururken, birden o görünmez duvarın arkasında kaldığını fark edersin. Dünya döner, insanlar konuşur, hayat akar; ama senin içindeki o derin kuyuya kimsenin eli uzanamaz. ​İnsanız; hepimiz bir diğerinin gözlerinde kendimizi temize çekmek, "Buradayım, seni duyuyorum ve anlıyorum" diyen bir nefes hissetmek isteriz. Bu yüzden yalnızlık, sadece bir yalnız kalma hali değil, bir mahrumiyettir. İçindeki o kırılgan, incinmiş çocuğun elinden tutacak kimseyi bulamamasıdır. Kendine bile itiraf edemediğin kırgınlıkların, gecenin o en sessiz saatinde büyüyüp göğsüne oturmasıdır. ​Ama insanı insan yapan da belki de bu sızıyı taşıyabilme gücüdür. Yalnızlık, her ne kadar can acıtsa da, maskelerin düştüğü yerdir. Kendinden kaçamadığın, o en saf, en çıplak halinle baş başa kaldığın bir aynadır. O aynaya bakmak cesaret ister.
Duygu ve Düşünce
HK
Mümin kişinin sermayesi ne? Sermaye denince aklımıza ne geliyor? Kapital mi? Kapital nedir para mı? İşin merkezine ne koyacağız? Bir mümin İşin başına neyi koyar Süreci neye bağlı olarak yürütür Nihayetinde neyi hedefler Komunizme karşı kapitalizmi halka çıkış kapısı kılan akıl aradaki çatışma ile ne kazanım sağlıyor? Vahyin Kuranındaki islam oluş din adı altınaki matbuatlarda anlatılmıyor ve bu da mevcut sömürü düzenine zemin sağlıyor diyoruz Peki Vahyin Kuranındaki islam oluş ile dini matbuatlar arasında ne gbi farklar var ki bu mevcut sömürü düzenine hizmet eder oluyor? Sayılacak çok şey var da Müminin sermayesi ne? Sorusuna mukabil Bir konuyu işlemeye çalışalım Mevcut dini matbuat ahiret kavramını ölümden sonrası olarak işliyor ve dünya hayatı kavramını tek boyutlu bir gerçeklik olarak kullanıyor Bu vahyin kuranındaki gerçekliğe kesinlikle uymuyor ve işin esasında vahyin kuranındaki gerçekliği örtüyor Dünya hayatı Darul ahirah
1000Kitap
Vakit varken tomucukları topla, zaman hala uçup gidiyor...
Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar Kısacık molalarda tanıdılar mutluluk denen kelimeyi Ve tanrı bâş etti, çile doğdu Hile koydu adını günahın Sille vurdu, illeler inatçı yordu Sınava tabi tabiat ananın evlatları rabbi tanımadı Kimisi küfretti yaradana, zulmetti kendine Hükmetti paraya, çoğuna paralar sıktı kurşunu Yaralar açtı durumu battı Dünya malı uçan halı, kırılır dalı her ağacın Yıkılır her bina affette, gofret, bedelindir O dökülen tuzlu yaşlar, haşlar gözünü Yıka yüzünü, hüzünü her adem tanır Geçici bir dövmesinin şeklini çizdi tanrı topraklara Vakti gelince kazma kürekle silineceksin