​Dilin Süsü, Müminin Özü
İslam ahlakında dilin muhafazası, imanın ve güzel ahlakın en önemli nişanelerindendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun" buyurarak sözün Müslüman hayatındaki ağırlığını belirtmiştir. Mümin olan temiz söyler sözünü, Kötü sözle karartamaz özünü. Hakka dönmüş ise eğer yüzünü, Yaraşmaz diline küfür ve gıybet, Mümine yakışan edeptir elbet. Ağızdan çıkan her kelam yazılır, Amel defterine bir bir kazınır. Kötü söz söyleyen candan bezinir, Melekler kaydeder her bir heceyi, Gündüze çevirme nurdan geceyi. Peygamber buyurdu: "Ya hayır konuş," Güzellikte yarış, İslam’la tanış. Kötü laf dediğin dipsiz bir kokuş, Gönüller kırma sen, dilini koru, Huzura çıkarken alnındır duru. Dil bir emanettir, şükür istermiş, Kalp bir saray imiş, fikir istermiş. O saray her daim zikir istermiş, Küfürle kirletme mukaddes evi, Söndür içindeki o çirkin devi. İncitme kimseyi, kalpler naziktir, Müslümanın dili cana raziptir. Sövgüyle kırılan kalbe yazıktır, Gül koksun nefesin, bal olsun sözün,
Şiir
bu bir araştırmadır herhangi bir toplumu kötüleme değildir
Gülbank veya gülbang; yapılacak bir işin hayırla sonuçlanması, sağlık, esenlik, başarı veya şükür amacıyla toplu halde okunan, belirli bir ritmi ve kalıplaşmış ifadeleri olan dualara verilen isimdir. Kelime anlamı olarak "bülbül sesi, güzel ses, zafer narası" gibi manalara gelir.Gülbank duası hakkında öne çıkan bazı özellikler şunlardır:Okunuş Şekli: Genellikle yüksek sesle, ahenkli, secili (iç kafiyeli) ve melodik bir yapıda okunur. Duanın sonunda genellikle "Allah, eyvallah", "Hû" veya salavat getirilir.Kullanım Alanları: Geleneksel Türk ve Osmanlı cemiyet hayatında, özellikle tekkelerde, tarikat ayinlerinde, esnaf toplantılarında (ahi teşkilatı) ve yemek dualarında sıkça kullanılmıştır.Günümüzdeki Yeri: Günümüzde en yaygın örneklerini Alevi-Bektaşi cem ibadetlerinde (cemselâm, lokma duaları vb.) ve bazı büyük camilerde (özellikle Cuma namazı öncesi müezzinler tarafından okunan dualarda) görmek mümkündür.Detaylı metin yapıları ve ritüeller hakkında bilgi almak için TDV İslâm Ansiklopedisi kaynağını inceleyebilirsiniz. Gülbank duası, tek bir kalıplaşmış metinden ibaret değildir; okunduğu yere, amaca ve geleneğe (Alevi-Bektaşi, Mevlevi, Yeniçeri/Mehter, Cami müezzinliği) göre farklı sözleri ve çeşitleri bulunur. Gülbankların ortak özelliği, genellikle ritmik, kafiyeli (secili) bir dille yazılması ve katılımcıların aralarda yüksek sesle "Allah Allah" demesidir. [1, 2, 3, 4] Kullanım alanlarına göre en bilinen gülbank sözleri ve örnekleri şunlardır: ## 1. Alevi-Bektaşi Geleneğinden Genel Gülbank Örneği En yaygın olarak cem ibadetlerinin başında, sonunda veya yemeklerden (lokmalardan) sonra okunan standart bir gülbank şu şekildedir: "Bismişah, Allah Allah! Akşamlar hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Müminler ber-murat ola, münkirler matola, münafıklar berbat
1000Kitap
Reklam
Özüne Dön Türk
Ne gurur verir bir türküyü duyunca, Nihayet kanındaki ruhu bulunca. Bırak şu dünyayı, ruhun vardır özünde, Ey özüne dönen Türk, Ey özüne dönen Türk. Türk yurdunda bırak ezilmiş köleleri, Gür sesinle duyur Allahu Ekber'i. Ecdadından kalan miras sana yetmeli, Özüne dön Türk, Özüne dön Türk. Özün nedir bilir misin, tarihin içinde? Yaşayıp göçenlerin izleri derinde. Genç yaşlarda kalmışsın karanlığın içinde, Özüne dön Türk, aydınlat herkesi de. Bil ne var içinde, Rabbinle tanış, Adalet yolunu bilenlere danış. Şehitleri görünce gözyaşlarınla yarış, Alkışını esirgeme, özüne dön Türk. Kılıcında cengimiz, yüreğimizde izimiz, Kim anlayıp görecek içimizdeki rengimizi? Dağlarda yükseliyor tekbirler ve sesimiz, Bak etrafına Türk, özüne dön Türk. Çanakkale hüznünde söylenir türküler, Ülkülerin ülküsü burada, Türkiye. Vatan ve millet aşkı yüreğinde bir hediye,
Şiir
Çok çalış. İyi giyin. Güzel ye. Az konuş. Mütevazı kal. Dramadan uzak dur. Hedeflerinin peşinden git.
Sosyal medya, günümüzde sadece bir iletişim aracı değil; kelimelerimizle, beğenilerimizle ve paylaşımlarımızla her an amel defterimizi doldurduğumuz devasa bir meydandır. Gerçek hayatta yapmaktan utandığımız birçok günah, ekran arkasındaki o sahte gizlilik hissiyle sosyal medyada kolayca işlenebilmektedir. İslam ahlakı (edeb ve mahremiyet) ekseninde, sosyal medyadaki en büyük yanılgılarımızı ve dikkat etmemiz gereken kırmızı çizgileri şu şekilde derinleştirebiliriz 🔍 1. Doğruluğundan Emin Olunmayan Bilgiyi Yaymak (Hüsn-ü Zan ve Münafıklık Alameti) Sosyal medyanın en büyük tehlikelerinden biri, yalanın saniyeler içinde milyonlara ulaşmasıdır. Ayeti Kerime: "Ey iman edenler! Bilmeden bir topluluğa zarar verip sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6) Yanlışımız: Önümüze düşen bir skandalı, bir siyasi haberi veya bir kişi hakkındaki iddiayı doğrulamadan "Paylaş" veya "Retweet" butonuna basıyoruz. O haber yalansa, o yalanın ulaştığı yüz binlerce insanın vebali ve iftirası doğrudan bizim defterimize yazılıyor. 🎭 2. Gösteriş (Riya) ve "Nazar" Davetiyesi İslam'da ibadetin de iyiliğin de gizli olanı makbuldür. Günümüzde ise tam tersi bir "görünme" yarışı vardır. Yanlışımız: Gidilen lüks restoranlar, alınan pahalı hediyeler, mutlu aile tabloları veya yapılan yardımlar sürekli sergileniyor. Bu durum iki büyük tehlike doğurur: Riya (Gizli Şirk): Amelleri Allah rızası için değil, insanların beğenisi (like) için yapmak. Haset ve Nazar: Evinde huzuru olmayan, maddi durumu yetersiz olan veya evlenememiş bir insanın o paylaşımlara bakarak iç geçirmesi, hem o kişiye psikolojik zarar verir hem de nazar yoluyla paylaşımı yapana manevi zararlar döndürür. 🛑 3. Mahremiyet Sınırlarının Yok Olması
1000Kitap
"Nasıl geçimini sağladığın ilgimi çekmiyor, Ne arzuladığını bilmek istiyorum, Kalbinin ateşli arzusunu gerçekleştirmeyi hayal etmeye cesaret edersen. Yaşınla ilgilenmiyorum. Aşk ve hayallerin için mi olduğunu bilmek istiyorum, Canlı hissetme macerası için, Deli sayılma riskini alırsınız. Ayını geçen yıldızlarla ilgilenmiyorum. Kendi acının merkezine dokunup dokunmadığını bilmek istiyorum, Yaşadığın ihanetler seni açtıysa, Ya da daha fazla yaralanma korkusuyla solup susup sustuğunuz. Acıyla yaşayabilir misin, senin mi benim acım, Kendinizi gizlemek, azaltmak ya da düzeltmek için kışkırtmadan. Mutlulukla yaşayabilir misin, senin mi benim mutluluğum, Eğer dans etmeye cesaret edersen, parmak ve ayak parmaklarının ucuna kadar coşku içinde Temkinli veya gerçekçi olmadan, insan ırkının geleneklerini hatırlamadan. Anlattığınız hikayenin doğruluğuyla ilgilenmiyorum. Birini hayal kırıklığına uğratıp kendine sadık kalıp kalabilmediğini bilmek istiyorum, Eğer vatana ihanet suçlamasını taşıyorsan, ruhuna sadakatsiz olmazsan. Güvenmeyi bilip bilmediğini ve güvenilir olup olmadığını bilmek istiyorum. Karanlık günlerde bile güzelliği görüp görebilmediğini bilmek istiyorum Ve eğer hayatının kaynağını bu güzelliğin yanında bulabilirsen. Başarısızlıkla yaşayabilir misin, senin mi benim başarımla yaşayabiliyor musun, Ama yine de göl kenarında dur Ve ayın gümüş diskine bağırın: "Evet!" Nerede yaşadığın ya da ne kadar paranın olduğu ilgimi çekmiyor. Bir gece üzüntü ve umutsuzluktan sonra, Kalkıp çocuklar için gerekeni yapabilirsin. Kim olduğun ya da buraya nasıl geldiğin ilgimi çekmiyor. Benimle ateşin ortasında kalıp geri adım atmadan kalabileceğini bilmek istiyorum.
Reklam
Reklam