İyi ki seni tanıdım cibran.
10/10
·56 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:45
Cidden uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir kitap okumamıştım. Böyle normalde kitap okurken bazen kafam dağılıyor, dalıp gidiyorum falan ama bunda sürekli durup düşündüm. Bazı sayfaları tekrar açıp tekrar okudum çünkü adam resmen insanın içini görüp yazmış gibi. Hani bazen içinde bir his olur ama anlatamazsın ya, kelimeye dökemezsin… kitap boyunca tam olarak onu hissettim. Sanki benim içimde duran şeyleri biri oturmuş sakin sakin anlatmış. Kitabın olayı zaten klasik bir hikâye anlatmak değil. Öyle aksiyon olsun, olaylar dönsün kafasında bir kitap değil ama buna rağmen insanı aşırı bağlıyor. Çünkü direkt ruh hâline oynuyor. Özellikle yalnızlıkla ilgili kısımlar baya vurdu beni. İnsan bazen kalabalığın içinde bile kendini aşırı yalnız hissediyor ya, kitap o hissi öyle temiz anlatıyor ki ister istemez kendinden bir şey buluyorsun. Bazı cümlelerde bildiğin durdum, tavana baktım falan. Öyle bir etki bıraktı. Bir de kitabın garip bir huzuru var. Ama öyle mutlu eden huzur değil, daha çok insanın içini sessizleştiren bir huzur. Okurken sanki dünyadan biraz kopuyorsun. Telefonu falan bırakıp sadece okumak istedim. Çünkü her sayfada insanı yavaşlatan bir şey var. Günlük hayatta sürekli bir koşuşturma içindeyiz ya, bu kitap resmen “dur biraz” diyor insana. Kendinle kalmanı sağlıyor. Halil Cibran’ın dili de aşırı farklı geldi bana. Çok ağır yazmıyor aslında, baya sade ama etkisi fazla. Bazı yazarlar süslü cümlelerle derin olmaya çalışıyor, bunda öyle bir kasıntı yok. Adam direkt kalpten yazmış gibi. O yüzden okurken yapay hissettirmiyor. Samimi geliyor. Zaten en sevdiğim tarafı da buydu. Kitap bana bir şey kanıtlamaya çalışmıyor, sadece hissettiriyor. Bitirdiğimde garip bir boşluk kaldı içimde. Böyle kötü bir boşluk değil ama tarif etmesi zor bir his. Sanki biri uzun uzun
1000Kitap
Ermişin BahçesiHalil Cibran · İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 4. kitabı
Ezel’de görüp okuma listeme eklediğim ve unuttuğum eserlerden biriydi. Birhan Keskin’i “Kim Bağışlayacak Beni” ile tanıdım sonra “Yol”u okurken hatırladım aslında yıllar önce tanışmamız gerekiyordu. Bu yılı beklemiş bu şair hayatıma girmek için her eserin zamanı var dedikleri de doğruymuş. “Dünya ne ki sevgilim, benim sana yaptığım kubbe yanında? Düşsün, olsun, bırak, içinde yıldızlar patlıyor. Kolaydır inanmak kadar inanmamak da. İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda. Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni Yoluna baş koymak diyoruz Biz barbarlar buna.” s.19 Şairim imge dünyası, metaforları sade dili okurken yormuyor lakin hayal dünyanıza derin çipalar atıyor. “İçimdeki çilekeş Fuji'yi tırmanıyor sana Eski bir mektuptan gözlerime yağma Dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor” s.41 Bir süre beklemek zorunda kalıyorsunuz. Size bir deniz feneri ışığı gelene kadar ya da Çolpan’ı görene kadar. Unutmadan şair dilsel sapmalar da yapıyor. Kelimeleri eğip büküyor harflerle dans ediyor. “Dünya yuvarlakmış!. O dönüyor! durdur. Dönenlere bir şeyim yok diyeceğim; dur. Ben de döndüm zamanında ... Döndüm, Durdum . . Şimdi dönmeye mecalim yok. Dur. DUR UP DUR AY IM BEN AR TIK! DUR AN OL AY lM DUR ET MİŞ LER BEN i iÇ TEN iç TEN DUR ET MTŞ LER.” s.62 Beğenildi tavsiye edilir.
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·512 syf.··
2025 10. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 23:36
‎Edebiyat bazen bize ayna tutar, bazen ise karanlık bir dehlize hapseder. Lionel Shriver’ın Kevin Hakkında Konuşmalıyız eseri, ikinci tanıma tam uyuyor. Roman, sadece bir "suç" hikâyesi değil; anneliğin kutsal kabul edilen o steril imgesinin ardındaki çatlaklardan sızan, oldukça rahatsız edici bir hakikat arayışı. ‎​Eva, oğlu Kevin’ın işlediği o dehşet verici okul saldırısından sonra, aslında kendi içindeki suçluluk duygusunu ve "anormal" gördüğü anne olma halini bir mektup dizisiyle dışa vuruyor. Shriver, okuru bir mahkeme salonuna oturtuyor; ancak yargılanan sadece Kevin değil, Eva’nın kendi varoluşu, eşiyle olan iletişimsizliği ve modern toplumun ebeveynlik üzerindeki baskısıdır. ‎ ‎​Kitapta en çok altını çizdiğim cümlelerden biri olan "Son zamanlarda politika da benim için küçük, kişisel hikâyelerden oluşan bir yığına dönüştü. Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Yalnızca insanlar ve başlarına gelenler var," itirafı, Eva’nın dünyasının nasıl paramparça olduğunu en iyi anlatan satırlardan. O, dünyayı değil, kendi küçük ve trajik evrenini çözmeye çalışıyor. ​Kitap boyunca sorduğumuz o yakıcı soru şu: Bir çocuk doğuştan mı "kötü"dür, yoksa biz mi ona o kötülüğü gıdasıyla, sevgisizliğiyle ya da fazla sevgisiyle aşılarız? Eva’nın o soğuk, mesafeli ama bir o kadar da içten dökülüşleri, okuru kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor. "Yalnızca vicdanı olan bir insana acı çektirebilirsiniz. Yalnızca boşa çıkacak umutları ya da sevdiği insanlardan uzağa düşmekten endişelenenler cezalandırılabilir," satırları, sanırım bu kitabın tüm o karanlık atmosferini tek bir noktada özetliyor. ‎ ​Bazen bir ebeveynin en büyük itirafı da şu oluyor: "Bugünlerde benim için anlaşılmak, sevilmekten çok daha önemli." İşte Eva, bu anlaşılma arzusuyla bizleri o dehlize çekiyor. ‎ ‎​Kitabın 2011 yapımı,
Edebiyat
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025238 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 87. kitabı
ʏᴏʟᴜɴ sᴏɴᴜɴᴅᴀᴋɪ ᴋᴀᴅıɴʟᴀʀ Yazardan okuduğum üçüncü kitap ve üçüncü kez derin bir felsefi ve psikolojik sorgulamanın içine hapsoldum. Eğer daha önce yazarın kalemiyle tanıştıysanız ne demek istediğimi çok iyi biliyorsunuzdur. Okurken düz bir çizgide ilerlediğinizi sanıyorsunuz ama bir bakmışsınız yazar sizi o meşhur Möbius şeridine bağlamış. Başladığınız yere bambaşka bir farkındalıkla geri döndürmüş. Yine tam anlamıyla beynimi yakmayı başardı. ​Polisiye ve gerilim türünü felsefi bir derinlikle harmanlayarak işlemiş. Bildiğimiz o klasik polisiyelerden çok farklı. Cinayetten ziyade, insanın ve toplumun karanlık dehlizlerini hedef almış. Kitapta öyle bir atmosfer var ki savruk, gerçeklikle bağı kopmak üzere olan bir Cinayet Büro komiserinin peşine takılıp gidiyorsun. Gidiyorsun ama çoğu yerde de "bir dur ya ne oldu, anlamadım ki" diyerek anlık bir duraksama yaşıyorsun. Ama yazarın asıl dehası, olayları anlatırken kurduğu o döngüsel kurguda saklı anlıyorsun... ​Adından da anlaşılacağı gibi , kitabın merkezinde kadınlarımız var... Üst üste işlenen ve ilk başta bağımsız görünen kadın cinayetlerinin izini sürerken, aslında çok daha derin toplumsal yaralarımıza bir kez daha şahit oluyoruz. Farklı dünyalardan gelen ama maruz kaldıkları baskı, şiddet ve yalnızlıkta ortaklaşan kadınların hikayesi. ​Kötülüğün uzaklarda bir yerde değil, hayatın tam içinde, ne kadar sessiz ve derinden barınabildiğini ne güzel ifade etmiş... Velhasıl severek okuduğum bir roman daha kütüphanem de en güzel yerini aldı. ​Benden söylemesi, okurken kahvenizi sert, zihninizi açık tutun.. ​
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202641 okunma
Benim şeytani koruyucum
7/10
·432 syf.··
2026 41. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere severek okuduğum @aurora.ascher.author kaleminden "Hell bent serisi 'nin dördüncü kitabı olan #benimşeytanikoruyucum kitabı ile geldim... Evett serimizin önceki kitaplarını severek okumuştum dördüncü kitabı da aynı şekilde severek ve keyifle okudum. Cehennemden özgürlükleri için kaçan 4 kardeşten birisi olan Raum'un ve melek kızımız Sunshine 'in hikâyesini okuyoruz... Raum'un hikayesini de diğer kardeşler gibi çok merak ediyordum ve sonunda onun hikayesini de okudum tabiki çok sevdim. Tabiki serinin devamınıda merakla bekliyorum. Yazarın kalemi zaten şahane akıcı kendini bir solukta okutuyor. Yazar mizah ve sıcak aile hissini şahane dengelemiş. Kardeşlerin birbirleriyle olan sahneleri kitabı daha eğlenceli yapıyor. Ben hepsini çok sevdim ama Raum favorim oldu, sanki daha korumacı, özellikle hayvanlarla olan bağı ve içindeki yalnızlık hissi ona daha bir derinlik katmış. Son olarak uyarımı da yapıp konusuna geçiyorum. “Benim Şeytani Koruyucum” cehennemden kaçıp insanların arasında yaşamaya çalışan iblis kardeşlerden biri olan Raum’un hikâyesini okuyoruz. Raum geçmişine dair anılarını kaybetmiş, işlediği bir suçtan dolayı hafızası silinmiş bir iblistir. İçindeki karanlık dürtülerle mücadele eden, diğer kardeşlere göre daha sessiz ve yalnız biridir. Dışarıdan korkutucu görünse de aslında zarar vermekten çok korumaya daha eğilim biridir. İtiraf edeyim hafızasının silinmiş olması onu hem daha gizemli hem de kırılgan yapıyor. Sunshine ise cennetin sadık meleklerinden biridir. Geçmişte işlediği bir hata yüzünden rütbesi düşürülmüş bir alt rütbeye verilmiştir. Tabi bu Sunshine için üzücü ve utanç verici bir olaydır. Eski rütbesini geri alması ve geçmişteki hatalarını telafi etmesi için ona bir şans verilir. Bu görevi çalınan ve cehennemde saklanan
1000Kitap
Benim Şeytani KoruyucumAurora Ascher · Parola Yayınları · 202620 okunma
Kendimi Victoria'nın içindeki dördüncü yolcu gibi hissettim.
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Jules Verne'in Balonla Beş Hafta adlı romanı ilk bakışta Afrika üzerinde yapılan heyecanlı bir keşif yolculuğunu anlatan bir macera kitabı gibi görünür. Ancak roman ilerledikçe bunun yalnızca bir macera hikâyesi olmadığı anlaşılır. Eser aynı zamanda 19. yüzyıl insanının bilime, keşfe, doğaya ve dünyanın bilinmeyen bölgelerine bakışını yansıtan önemli bir dönem belgesidir. Romanın merkezinde Doktor Samuel Fergusson'un Afrika'yı balonla geçme fikri bulunur. Dönemin pek çok insanı bu fikri çılgınlık olarak görürken Fergusson, bilime ve insan aklına duyduğu güvenle yola çıkar. Yanında sadık dostu Dick Kennedy ve yardımcısı Joe vardır. Yolculuk boyunca fırtınalar, kuraklık, açlık, susuzluk ve çeşitli tehlikelerle karşılaşırlar. Ancak romanın asıl gücü yaşanan olaylardan çok, bu olayların karakterler üzerindeki etkilerinde gizlidir. Kitabın yazılış amacı yalnızca okuru eğlendirmek değildir. Jules Verne, okuyucusuna coğrafya, tarih ve keşifler hakkında bilgi vermek istemiştir. Roman boyunca Afrika'yı araştıran gerçek kaşiflerin isimleri, keşfettikleri bölgeler ve dönemin coğrafi bilgileri sık sık anlatılır. Bu yönüyle eser, kurgu ile bilginin birleştiği bir yapı oluşturur. Okur, hikâyeyi takip ederken aynı zamanda dünyayı tanımaya başlar. Romanın temel fikirlerinden biri bilimin insanı bilinmeyene ulaştırabilecek güçlü bir araç olduğudur. Ancak hikâye ilerledikçe bilimsel bilginin her sorunu çözemeyeceği de görülür. Başlangıçta neredeyse kusursuz görünen Doktor Fergusson zaman zaman çaresiz kalır, kararsızlık yaşar ve hata yapar. Böylece okuyucu bilim insanının da her şeyden önce bir insan olduğunu fark eder. Bilim güçlüdür fakat doğa karşısında mutlak değildir. Romanın dikkat çeken bir başka yönü doğaya bakış biçimidir. Yolculuk boyunca hayvanların sık sık avlanması ve
1000Kitap
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma