yasını tutuyorum kararttığım düşlerin yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda amansız bir ütopya üfleyen pencereler lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi önümde, haksızlığın hesaba çekildiği hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer arkamda, kare kare ömrümü belirleyen hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere kim giydirir başıma tacını nihayetin kim takar bileğime hürriyet künyesini karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı asırlardır köhne barınaklarda küflenen, çürüyen çığlıklarımı at vuruldu; içim paramparça rüveyda...
01.10
Açıkçası bazı şeylere bu kadar heba olmak bazen bana da sürpriz oluyor. Ya bir dur kardeşim kimsin sen biz böyle biri miydik diyorum kendime. Anlamıyorsunuz çok müşkül durumlar bunlar.
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kadın Hakları
DİN PERDESİ ARDINDAKİ ZULÜM: AFGANİSTAN’IN ÇİLESİ VE İNSANLIK ONURU Bismillâhirrahmânirrahîm. Aziz dostlar, muhterem dinleyenler! Şu içinde yaşadığımız asra bir bakınız! Günümüz dünyası maalesef fecaatlerle, vahşetle, katliamlarla, baskı ve zulüm gibi ehl-i vicdanı yaralayan musibetlerle çalkalanmaktadır. Savaşlar durmuyor, durmak bilmiyor; mazlumlar ve zayıflar gün geçtikçe gaddar zalimlerin çizmeleri altında daha da eziliyor, daha da inliyor! Binaenaleyh, bugün burada sizlere uzaktaki bir memleketin hikayesini değil, Afganistan topraklarında arşa yükselen o feryadı, o büyük zulmü haykıracağız! Dostlarım! Orada hanım kardeşlerimizin eğitim, kisve (giyim), kelam ve hürriyet-i fikir gibi en tabi, en fıtri hakları gasbedilmektedir! Kadınlar, adeta bir esaret zincirine vurularak her geçen gün daha da değersizleştirilmektedir. Onları bu zillet girdabına iten amiller, kendi keyfi idarelerini güya Şeriat-ı Garra’ya dayandırarak İslam’ı lekelemeye cüret ediyorlar! Hâşâ sümme hâşâ! İslamiyet perdesi arkasına saklanarak sergilenen bu istibdat, bu tahakküm sistemi, din-i mübin ile asla telif edilemez! İlk olarak şunu beyninize nakşediniz: O münafıkların, o sahtekarların fiillerine bakarak sakın ola mukaddes dinimizden soğumayınız! Çünkü hakiki İslamiyet, merhamettir, adalettir; bu sergilenen habis manzara asla İslam değildir! Şimdi asıl meseleye, yani hukuk-u nisvana (kadın haklarına) gelelim! Afganistan’daki o gafil idare, hanım kardeşlerimizin her türlü insani hakkını elinden alarak onları adeta diri diri mezara gömmektedir. Orada yaşayan annelerimizin, bacılarımızın yanlarında bir mahremi (erkek yakını) olmadan sokağa çıkmalarına dahi müsaade etmiyorlar! Böyle bir rezalet olamaz! Böyle bir tefessüh, böyle bir hukuksuzluk kabul edilemez! Bu gidişata derhal "dur" denilmesi
Siyaset
Umudumuz iyilik güzellikten yana
Bitiyor diye üzülme yüreğim, Haziran'ın ardı güzeldir. Ben Temmuz'dan umutluyum. Ağustos'a huzur ısmarladım bugün. Eylül de arkasından gelir, elindekilerle. Ekim'e pek bir şey kalmaz, o da kabullenir olanı biteni. "Kasımda aşk başkadır" yalanına inanmasın kimse, Kasım'ın bundan haberi yok. Aralık desen bitikleri oynuyor. Ocak yanı başında ama on bir ay kadar uzak sevdiğine. Öyle böyle derken yüreğimin bir yılı daha biter ve ne olacaksa olur; olacak olana dur demek ne haddimize. Yaşanacaksa yaşansın tüm güzel hikâyeler. Hayatıma giren tüm güzellikleri kucaklamaya hazırken, kucağıma ne düşecek kim bilir? Olsun yüreğim, ben yine de Temmuz'dan umutluyum. Dinleyin beni, duymayan ay kalmasın. Ağustos'a söyleyin büyük mutluluk ısmarladım. Eylül bir rahat dursun yerinde, hiç kimse ağlamasın. Mana yüklemeyin Ekim'e, o da kendini bir şey sanmasın. Umutlarım yaza hazır, yüzüm gülmeden tüm yapraklar solmasın. Söyleyin sonbahara benim yazımı kıskanmasın. SONNUR SEVER
Abi Allah’ın Antalya’sın da zehirleniyorsun doktor erzurumlu ifade alan jandarma samsunlu rahat dur evren kendine gel bak 🤨
Yaşar Kemal'i severim. Bizdendir, halktandır, Anadolu'dur. Yazdığında gerçeklik, doğallık, samimiyet vardır. Yaşar Kemal 150-200 metre uzakta demez, bir sigara içimi kadar uzakta der.
Duygu ve Düşünce