• 198 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kitap son derece uzun cümlelere sahip olsa da özgürlük, ahlâk, hukuk gibi birçok sosyal mefhumla ilgili bu büyük filozofun önemli düşüncelerini içeriyor. Mill; işçi hakları, ırkların eşitliği, kadın hakları gibi birçok konuda mücadele vermiş ve babası sayesinde çok küçük yaşlarda aldığım muazzam eğitimle zihninin ürettiklerini bu eserinde samimi bir üslûp ile aktarmış. Yalnızca siyâset ile değil, insan hayatının herhangi bir noktası ile ilgilenen, hayata dokunmaya çalışan her bireyin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.
  • Alçak gönüllü bir kadın. Herhalde bakire. Daha iyi. Çünkü bekâret Arapların gözünde çok önemliydi. Mukayeseden ödleri koptuğu için. Hakları da yok değildi tabii.
    Trevanian
    Sayfa 162 - E Yayınları, 3. Baskı 1987, Çevr: Belkıs Çorakçı
  • Musiki Muallim Mektebi'nde bir ders uygulaması olarak, bütün ders verdiğim sınıflarda Belediye Yasasına göre seçim denemesi yaptırdım.
    Öğrenciler heyecanla bu işte çalıştılar, oy kutuları hazırladılar. Yapılan oylamada belediye başkanı olarak bir kız arkadaşlarını seçtiler.
    Bunun üzerine bir erkek öğrencim (üçüncü sınıftan 173 numaralı Selahattin) itirazıyla karşılaştım. Diyordu ki: "Var olan yasaların bize öğretiğine göre kadınların oy kullanma hakkı olmadığı gibi, seçilemez de."
    Öğrenci, itirazında haklı idi ama, ben öğretmen olarak şu telkinde bulunmayı uygun gördüm ve "Bu öğrendikleriniz ilerisi için sizlere gerekli olacaktır. Kadınlarımız da yakında oy hakkı kazanacaktır," dedim.
    Fakat bu sözlerimin, erkek öğrenci karşısında öğretmenlik otoritesinin ötesine geçmeyeceği muhakkaktı.
    İşte böylece öğrencilerimden birinin bu itirazı ve soruları beni kadın hakları üzerinde çalışmaya teşvik etti.
  • Allah ile aldatma zulmünün en ağırları, kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir. Türkiye’de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.
    Yılmaz Özdil
    Sayfa 414 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir.
    Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değildir.
    Çünkü Arap kültüründe, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.

    Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.

    Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.

    Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.

    Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.
    Bizimkilerde Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler, bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.!

    Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını, diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardı.
    Bunun esas sebebi ise, tefecilik yapan, fahiş faizlerle verdikleri paraları ödeyemeyen kişilerin kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız, Arap egemenlerinin eline düşmesinden korkan Araplar, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu akıbetten koruduklarını zannederlerdi..

    Peki o çağlarda Türk’ler nasıldı?
    Türk’ler kız çocuklarına, hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti.
    Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı.

    Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi!

    Türk geleneğinde kadın arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti.

    Ne zaman ki Türkler müslüman oldu, arap kültürü geldi, kadın kadın olduğuna bin pişman oldu.!
    Kadın dövmek malesef Türk’lerin arap kültürüyle tanıştıktan sonra başlayan bir olaydır.
    Eski Türk kültüründe, örfünde kadın her zaman el üstünde tutulurdu.
    Tarihe geçmiş Cengizhan’ın eşi için söylediği
    “Ben sizin han’ınızım, bu da benim han’ım” sözleriyle dilimize yerleşen “hanım” kelimesi de bunu göstermektedir!
    Yani KADIN EVİN HANIYDI,

    (Mustafa Durmuş’ un Tomris’ ten Rabiya’ a adlı kitabından)