Bir gezegende yaşayan Bay Kızıl diye bir adam biliyorum. Hiçbir zaman çiçek kokladığını sanmıyorum. Asla bir yıldıza bakmamış. Asla bir kişiyi bile sevmemiş olmalı. Bitmeyen sayıları toplamaktan başka hiçbir iş yapmayan birisi... Bütün gün senin gibi aynı şeylerden söz ettiğini söylemem gerekiyor:
Ben önemli bir adamım! Ben önemli bir adamım! Bunları derken gururla göğsünü şişiriyor. Ama bana göre o bir insan değil, bir mantar!
Bir gün kırk dört günbatımını ardı ardına izlemiştim.
Bu sözlerden sonra Küçük Prens şunları da eklemişti:
Genellikle insanlar üzgünken günbatımını daha çok severler.
Merakla sordum:
Demek ki günbatımını kırk dört kere izlediğinde epey üzgün olmalısın. Doğru mu?
Küçük Prens elbette bu soruma bir cevap vermedi.
En acı ve ıstırap verici bedensel işkence bile, umursamamaya yeğlenir, çünkü bedensel işkenceyi yapan, işkence yaptığı 'kişinin varlığını' kabul etmiş olmaktadır.