Duygu

Duygu
Çünkü, diye devam etti babam; hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“seni seviyorum” sözcükleri, bakıstan, temastan, kokudan ve askı ifade eden çesitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıstır. Duyularımızın ortak yasanmıslığı aracılığıyla askı paylasmaktansa, ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalısıyoruz. Her ask farklı olduğuna göre (farklı kokular, farklı dokunma biçimleri, farklı psikolojik roller), her askta, paylasılan sözcükler de farklı olur, diye düsünüyor insan. Ama, hayır! Kalıp sözcükler, yasadıklarımızdan daha önemli. Ve “seni seviyorum” tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm ask deneyimlerini standartlastırıyor. Askı nicellestiriyor. Bu tümceyi, askı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: “Ben, üç kere âsık oldum.”
Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz.
Meselenin özü, kötülüğün rasgele mi yoksa maksatlı mı olduğunu bilmektir. Eğer maksatlıysa, onunla savaşabiliriz, yenmek zordur ama yine de bir şansımız vardır, tıpkı ringde aynı sıkletteki iki boksör gibi. Fakat rastgeleyse, işte o zaman ağzımıza sıçıldı demektir ve yapabileceğimiz tek şey Tanrı’nın, eğer gerçekten öyle birisi varsa, bizi bağışlamasını dilemektir. (the matrix)
şimdilerde yasamın amacı, zengin olmak ve sonsuza kadar yasamak. ideal ölüm, ani ölüm. Ölümden sonraki yasama duyulan ilginin yerini, ölümsüzlük arzusu almış. Türümüz, ömürlerin uzamasıyla övünüyor. Herkes genç görünmeye, genç yasamaya çalışıyor. Bize daha az is ve daha çok eğlence vaat ediliyor. Robotlar hepimizin köle sahibi olmasını sağlayacak. Aylaklık edeceğimiz, sürekli tüketeceğimiz zaman hiç durmadan, hiç durmadan artacak. Öyle umuyoruz.