Duygu

Duygu
Çünkü, diye devam etti babam; hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar.
Emek ve sermayenin ortak çabasıyla da para kazanılır. Sermayenin payına düşene kâr, emeğin payına düşene ücret denir."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Onun o tok sesinde, yüreğime işleyen bir vurgu vardı; bu ses hâlâ kulaklarımda çınlıyordu ve onun sesini yeniden duymak istediğimi hissediyordum. Yüzünün derin, hırslı ciddiyetini bozan gözlerindeki o kahkaha pırıltılarım yine görmek istiyordum. Belirsiz ama daha derin duygular sokuluyordu yüreğime. Onu daha ilk akşam neredeyse sevmeye başlamıştım. Ama onu bir daha hiç görmeseydim, bu karmakarışık, belirsiz duygularımın silinip gideceğinden ve onukolaylıkla unutacağımdan da eminim.
Puan vermedi·355 syf.·
2021 17. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabı Körburun'u çok severek okudum. Konusu çok güzeldi. Ama konu tek başına bir işe yaramaz benim için, ne kadar güzel ve ilgi çekici olsa da. Ben yazarın diline anlatımına bakıyorum. Akıcı bir dili var. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz. 04:00 isimli bu kitaba da bu yüzden başladım. Ben kitaplara başlarken aslında rahat okuduğum yazar olması sebebiyle başlıyorum, konulara pek takılmıyorum aslında. Neyse işin özü bu kitapta hikaye güzeldi ama sonu hiç olmamış gibiydi, yani sonu yoktu kitabın. Bir yerde durup bitişe atlamış ama atlarken neyin üzerinden atladı, aşağıda ne vardı çok merak ettim açıkçası. Hatta ben bu incelemeyi yazarken aslında bir anda başka bir şey düşünmeye başladım. Benim yazarın atladığı boşluk dediğim şeyi belki yazar benim için bırakmıştır. O boşluğu benim doldurmamı istemiştir. Düşünelim...
04:00Hikmet Hükümenoğlu · Everest Yayınları · 2012668 okunma
“seni seviyorum” sözcükleri, bakıstan, temastan, kokudan ve askı ifade eden çesitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıstır. Duyularımızın ortak yasanmıslığı aracılığıyla askı paylasmaktansa, ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalısıyoruz. Her ask farklı olduğuna göre (farklı kokular, farklı dokunma biçimleri, farklı psikolojik roller), her askta, paylasılan sözcükler de farklı olur, diye düsünüyor insan. Ama, hayır! Kalıp sözcükler, yasadıklarımızdan daha önemli. Ve “seni seviyorum” tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm ask deneyimlerini standartlastırıyor. Askı nicellestiriyor. Bu tümceyi, askı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: “Ben, üç kere âsık oldum.”