Duygu

Duygu
Çünkü, diye devam etti babam; hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar.
Meselenin özü, kötülüğün rasgele mi yoksa maksatlı mı olduğunu bilmektir. Eğer maksatlıysa, onunla savaşabiliriz, yenmek zordur ama yine de bir şansımız vardır, tıpkı ringde aynı sıkletteki iki boksör gibi. Fakat rastgeleyse, işte o zaman ağzımıza sıçıldı demektir ve yapabileceğimiz tek şey Tanrı’nın, eğer gerçekten öyle birisi varsa, bizi bağışlamasını dilemektir. (the matrix)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
şimdilerde yasamın amacı, zengin olmak ve sonsuza kadar yasamak. ideal ölüm, ani ölüm. Ölümden sonraki yasama duyulan ilginin yerini, ölümsüzlük arzusu almış. Türümüz, ömürlerin uzamasıyla övünüyor. Herkes genç görünmeye, genç yasamaya çalışıyor. Bize daha az is ve daha çok eğlence vaat ediliyor. Robotlar hepimizin köle sahibi olmasını sağlayacak. Aylaklık edeceğimiz, sürekli tüketeceğimiz zaman hiç durmadan, hiç durmadan artacak. Öyle umuyoruz.
Sosyal sınıfların katı kuralları ancak gece bozulur.
gün boyunca, ister sabah saat on, ister öğleden sonra üç olsun, hepimiz, gündelik düzenin, düzen güçlerinin köleleriyiz. Bizi ayakta tutan, zamanın geçmesi ve gecenin sunduğu kurtulus umududur. Çünkü, sonunda gece olacağını ve (gündüzle kıyaslarsak) dilediğimiz gibi davranma fırsatına kavuşacağımızı biliriz.
Tarih boyunca bize, tüm kültürlerde, karanlığın kötü güçlerle iliskili olduğu öğretildi. Gece insanlarından, geceyi yasayan, gecede yasayan insanlardan korkmamız gerektiği anlatıldı. Oysa gündüz ve gece kisileri aslında aynı kisiler. Gün ısığı içimizdeki teslimiyetçiliği ortaya çıkarır, ama geceleri kendimizi özgür hissederiz.