Hasta gibiyim. Doktorluk bir durumum yok ama göğsümün içi sanki boşalmış gibi, sanki hem biri beni yumruklamış ve hem de midem ekşimiş...
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
Ayrıca kendimi ciddi bir saldırı altında hissediyordum, artık alışkanlık haline gelen yorgunluğumun üstüne bir de her baharda gelen yorgunluk eklendi. İlkbaharın yeniden doğuşun kabarışı olduğu külliyen yalan. Kendimi hiçbir zaman bu çiçeklenme mevsimindeki kadar olgun ve sakat hissetmiyorum, bu durumum genellikle, ben, geç açan çiçek, kendimi müthiş bir aydınlık ve uyanıklık içinde yeniden geliştiğimi hissettiğim kutsal sonbahar mevsimine kadar sürüyor.
Sayfa 15 - Alef yayınları 2018
Edebiyat & Roman
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir Fransız senaristin yazdığı gibi: iş işten geçmişti! Benim durumum da aynen öyle artık iş işten geçmiştir."
Sayfa 30·Kitabı okudu
Ruhsal durumum bir garipti. Cebimde hemen hemen yirmi Frederik altınından fazla para çıkmazdı; yabancı bir ülkede, evimden çok uzaklarda işsiz güçsüz kalmıştım; ne tutunacak bir dalım vardı, ne de bir amacım; yine de hiçbir şeyi dert etmiyordum!
Gel zaman, git zaman; Samsun'a vaiz olan hoca bir gün çıkageldi. Merhabalaştık. Hal-hatır sorduk birbirimize. Sonra vaiz anlatmaya başladı: "Durumum çok kötü öğretmen. Geçen haftanın Cuma günü camiye gidiyordum. Partililer yolumu bekliyormuş. Camiye gelmeden tuttular beni... İltifat yağmuruna tuttular. Arkasından bir talepte bulundular. Namazdan sonra camide, hökümetin icraatından konuş... Hükümeti öğ, dinimize ne kadar önem verdiğinden, dinimizi soysuzların elinden kurtardığından... falan... falan bahset; sonra da devlet başkanına, hükümet başkanına dua yaptır dediler.Ben de kızdım. Camide ibadet yapılır. Politikaya iş dökülünce, caminin kutsiyeti kalmaz dedim. Israr ettiler. Bu kere ben de, öyleyse gidin, siz vaizlik yapın dedim. Ben görevimi bilirim dedim. Kısacası tersledim. Fakat yapacaklarını yaptılar. Valiye söylemişler. Vali benim vaizlik yapmamı yasak etti. Böylece sokakta kaldım. Partililerin istediği gibi konuşan diğer vaizlerle, müftüye iyi para vermişler. Bizi de açığa çıkardılar. Köyde de çalıştırmıyorlar. Vali buna da izin vermedi. Müftü ise adım adım beni takip ediyor. Bilmem sonu nereye varacak..."
Sayfa 64 - Yeni Yayınar - 1961 - Samsun
Ve benim durumum doğduğum günkü kadar kötü ve hüzünlüydü. Tek fark, istediğim sıklıkta olmasa bile arada sırada içki içebilmekti. İnsanın kendini sonsuza dek sersem ve yararsız hissetmesini engelle­yen tek şeydi içki. Onun dışındaki her şey insanı sürekli gagalayıp de­liyordu. Ve hiçbir şey ilginç değildi. İnsanlar kısıtlayıcı ve tedbirliydi­ler, aynıydı hepsi. Ve bu g.tlerle ömrümün sonuna dek yaşamak zo­ rundaydım. Tanrım, hepsinin kıç delikleri, seks organları, ağızları ve koltuk altları vardı. Sıçıyor ve konuşuyorlardı ve at boku kadar can sı­kıcıydılar. Kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçla­ rında parlıyordu. Ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinle­yince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum. Mutlu olmayı asla beceremeyecek, asla evlenemeyecek, çocuk sahibi olamayacaktım.