İnanç bireyselleşmeye başladığında, toplumsal katmanların da çözülmeye başladığını görürüz. Katmanların birlik ya da çatışma üretme süreçlerini anlayabilmek için, onları birlik olmaya ya da çatışmaya yönelten inanç zeminini çözümlemek gerekir. Bir şeye inanmak, doğru ya da yanlış ekseninde insanları keskin olarak ayırır. İnanırsınız ya da inanmazsınız. Bu durumda katmanlar ya birlik oluşturur ya da çatışma üretir. Buradaki çatışma sadece silahlı mücadele anlamına gelmez. Söylem, yaşam biçimi, duruş, ahlak, ticaret ve siyaset bu zeminde şekillenir.
İnsanlar doğrular ve yanlışlar üzerinden konum alır. Tarihsel süreçte inanç mekanizmasına yönelik küçümseme arttıkça, birlik üretme kabiliyeti zayıflar. Çatışma ile birlik arasında ortak bir zemin kurma çabası çoğu zaman karşılıksız kalır.
İnanç bireyselleşmeye başladığında, toplumsal katmanların da çözülmeye başladığını görürüz. Katmanların birlik ya da çatışma üretme süreçlerini anlayabilmek için, onları birlik olmaya ya da çatışmaya yönelten inanç zeminini çözümlemek gerekir. Bir şeye inanmak, doğru ya da yanlış ekseninde insanları keskin olarak ayırır. İnanırsınız ya da inanmazsınız. Bu durumda katmanlar ya birlik oluşturur ya da çatışma üretir. Buradaki çatışma sadece silahlı mücadele anlamına gelmez. Söylem, yaşam biçimi, duruş, ahlak, ticaret ve siyaset bu zeminde şekillenir.
Acaba geçmişi hatırlamak mı daha iyi, yoksa hepten silip unutmak mı? Sağlam bir hafıza, sağlam bir duruş mu demek hayatta? Bünyeye bir faydası var mı? Yoksa, tam tersine, içten içe zararlı mı?