İnsanın gündüz taşıdığı her şey, gece bir bir düşer elinden; unvanlar, meşguliyetler, kalabalıklar… Geriye sade bir kalp kalır. Ve o kalp, en dürüst haliyle konuşur. Dünya insanı oyalamakta cömerttir fakat hakikat, gecenin sessizliğinde daha açıktır. İnsan, sonunda neyi sevdiğini değil, neye yöneldiğini görür.
kötü günlerin hafızası
İnsanlar neden kötü olayları iyi olaylardan daha çok hatırlar biliyor musun Nisera? Belki de bunun cevabı düşündüğümüz yerde değildir. Belki mesele kötü şeylerin daha ağır olması da değildir. Çünkü insan hayatına dönüp baktığında en çok acı çeken anlarını değil, en çok değiştiği anları hatırlar. Ve ne gariptir ki değişim çoğu zaman mutluluktan değil, kayıplardan doğar. Hiç kimse çok sevildiği bir günü oturup saatlerce düşünmez. Ama eksik bırakıldığı bir geceyi yıllarca içinde taşır. Çünkü sevgi insanı olduğu yerde bırakır bazen, acı ise onu hareket etmeye zorlar. İnsan en çok canının yandığı yerde kendisiyle karşılaşır. Düşünsene... Çocukluğundan kalan en parlak anıları hatırlamaya çalış. Muhtemelen tek bir güne ait değillerdir. Güneşli bir öğleden sonra, bir kahkaha, bir sokak, bir koku... Hepsi birbirine karışmıştır. Çünkü mutluluk yaşanırken zamanın içine karışır. Ama canını yakan bir günü hatırladığında her şey yerli yerindedir. Hava nasıldı, hangi şarkı çalıyordu, ne giymiştin, ne hissetmiştin... Çünkü insan acıyı yaşarken ilk kez zamanın farkına varır. Belki de bu yüzden kötü anılar daha net değildir aslında; sadece ruhumuz onlara daha uzun süre bakmıştır. Ama bence asıl sebep başka bir şey. İnsan mutlu olduğu anlarda dünyaya inanır Nisera. Her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünür. Bu yüzden mutluluk zihinde bir soru bırakmaz. Oysa kötü olaylar insanın dünyayla yaptığı anlaşmayı bozar. Güvendiğin biri gider, olmayacağını düşündüğün bir şey olur, sonsuza kadar süreceğini sandığın bir duygu biter. İşte o zaman zihnin durup aynı yere tekrar tekrar dönmeye başlar. Çünkü yaşanan şeyi değil, yıkılan inancı anlamaya çalışıyordur. İnsan eski sevgilisini unutamadığını sanır mesela. Oysa çoğu zaman unutamadığı şey o kişi değildir. O kişinin yanında kurduğu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
insanlara doğru davranmak, uygulamadığınız dini ayetleri paylaşmaktan daha iyidir : Bir insanın karakteri, sözlerinden cok eylemleriyle ortaya çıkar. Birinin; ona statü, etki ya da avantaj sağlayamayan insanlara nasıl davrandığı, bilgelik, ruhsallık veya ahlak üzerine yaptığı her türlü gösteriden çok daha fazla şey anlatır. İyilik; paylaşılan gönderilerle, kamuya açık söylenen sözlerle va da sohbetlerde yapılan alıntılarla ölçülmez. İyilik, kimsenin izlemediği sessiz anlarda ortaya çıkar içtenlikle gösterilen saygı, zor zamanlarda sergilener sabır ve karşılık veremeyecek insanlara sunulan merhamet; binlerce güzel yazılmış mesajdan çok daha anlamlı olabilir. Birçok insan doğru şeyleri söylemeyi bilir; ancak gerçek dürüstlük, bu sözler günlük alışkanlıklara dönüştüğünde başlar. Nazik bir cevap, uzatılan bir yardım eli, dürüst bir davranış ya da boş sözler yerine gösterilen merhamet: hiçbir gönderinin, unvanın veya itibarın yerini alamayacağı bir miras bırakır. Dünyanın ihtiyaç duyduğu şey yalnızca iyilikter bahsetmek değil; her gün insanlara nasıl davrandığınla şekillenen gerçek bir iyilik mirasıdır.
Alıntı
İlber Ortaylı
Keşke insanlar; uzaktan göründükleri kadar mükemmel, konuştukları kadar dürüst, göründükleri kadar samimi olsalar. Hep bir kurmaca, hep bir yalan, hep bir kandırmaca var, herkesin yüzünde farklı farklı maskeler var.”
Herkes uyuduğunda dünya daha dürüst bir yer gibi geliyor bana.
İnsan kendini anlatırken dürüst olduğunu sansa da, yıllar geçtikçe yaşananların etrafına yorumlar eklenir ve gerçekle yorum birbirine karışır. Geçmiş hikayeleri sadece hatırlatmaz, aynı zamanda yönlendirir; eski bir hata veya hayal kırıklığı yeni adımların önüne geçer. "Ben güvenemem" veya "Benden bu kadar" gibi cümleler tekrarlandıkça karakter haline gelir. Yani geçmişini anlatan geçmişinde yaşar.
Psikoloji