ivan evde Smerdyakov'un itirafını gözden geçirirken, bir şey fark ederek dehşete kapılır: Kanepede biri oturmaktadır! Bu, düş müdür? Sanrı mıdır? Hekimler onu uyarmıştır. Gece konuğu kendini şeytan olarak tanı tır: "Satanas sum et nihil humanum a me alienum puto". Ne var ki bu şeytan, Goethe'nin Mephis to'suna kıyasla daha bir insanidir. ivan kuşkuya düşer: Karşısın da gerçekten şeytan mı oturmaktadır, yoksa bu görüntü sanrı mıdır? Konuk, bunun önemli olmadığını söyler, önemli olan, ivan'ın duyduğu kuşkudur: "Bu bocalama, bu kuşku, huzursuz luk, inançla inançsızlığın birbirleriyle boğuşması, bu öylesine bir ıstıraptır ki, insanın kendini asıp kurtulası gelir." Oysa her şey çok basittir: "Tanrı fikri insanlığın içinden çekip alınsa, her şey arzuya göre gelişir. O zaman 'insan Tanrı' doğar ve 'eski uşak in sanlara' aldırmaz. Bu yeni Tanrı için yasa diye bir şey yoktur. Her şey serbesttir, o kadar!" ivan, konuğun üzerine öfkeyle bir çay bardağı fırlatır. "Bu adam Luther'in mürekkep hokkasını anımsadı! Beni düş sanıyor, üzerime çay bardakları atıyor!" Evin ka pısı çalınır. ivan yerinden fırlar. Çay bardağı dakunulmadan ye rinde duruyordur, karşı duvarın önünde oturan da yoktur. Alyo şa seslenir: "Smerdyakov bir saat önce kendini astı!" ivan düşünür, Smerdyakov öldüğüne göre onu ihbar etmenin ne yararı ola bilir? Elinde kanıtı olmadığına göre ona kimse inanmayacaktır.
Sayfa 155 - Doğan kitap 2013