rüzgâr dünyam rüzgâr Kaplan o-n-u-r korku-m y-a-r-e-n korkan-ne-ciğim O O Bugüne ben olarak mı uyandım? Söylesene zaman! Ya sen!? Sen zaman sen Sen sen olarak mı! Hangi zaman olmuş ki-m Hangi zaman biliyordu kim olduğunu _"asla şimdikinden daha yaşlı olmayacak mıyım?"_ Bir durak daha Rüzgâr gülünden Kelebeğin kanadından Dalın yapraklarından daha Gülün kokusunda üfüren Rüzgar durduran İnenlerle binenler karşı karşıya Duruş onları böldü bir daha İnenler inenlerden ayrılıyor Binenler binenlere Ayın ters çevrilmiş yüzüne bakıyorum İnecekleer! Çorabın içine bindirilen sündürülmüşler
Kelimeler dolanıyor öyle böyle Avluda mahkumlar gibi Sonra taş kesiliyor Gardiyanlar! Dikiliyor başlarda Sanki anlar dolmamış gibi Anlamlar parmaklık... Kimsenin görmediği demirden sınırlar Hayatı kazıyacak tırnakları kırıyorlar Aşk iki - sen ve sen(!) İş üç harfli - onlar bunlar şunlar Aşk işi çalışanları harıl harıl Emekliliği gelenlere paydos Alev al-yan sonra kül ol Duman? Yalnızca bir tutam Ama mahkumlara yok Sayamıyor kimse Sen'de kutsallaşan harfleri Parmaklar çarpık, Uzanmak bilmiyor başlar Kesilecek bir nefes Yapışmış cama bir buğu Hava tahmin ediyor Düşeş! Turnanın kanadında sen vardın, Ama parmaklar gözüne
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
RAGIP - 13
Çaresiz kadını gördüm ya, Bitkin... Çaresiz, Çilesinden sönmüş az evvellinden... Ayaklarının ağrısı, Ayaklarımın ağrısına dolanırken, Yüzündeki, yüzlerindeki yorgunluk gözlerime dalarken... Yanımda oturan paçavra ruhlu adam, Yırtık ruhlu Ragıp. Yaşı geçerken saçlarından, Öyle geçkin ve öfkeli bakarken kadına, Kadını tanır ha, Belki tanımaz. Sessiz ve sık nefesle dururken içinden söverdi kadına. Besbelli, Kadın aşırı yorgun, Ve bitkinken ben müziği kestim, Dinlemedim ve sanki cenaze vardı. Kadın, Ragıp'ın gözlerinden gözlerini kaçırırken, Üzüm sokağı durağını süzdü Ragıp. Kadının adı da sanki Ragıp, Ruhunu duyurdu hemen yanı başımda bana. Aslında, Kimse kimseyi tanımazken, O yıllarca tanışılmamaktaydı Ragıp, Otobüs harıl harıl titrerken,
Edebiyat
Sizin tav olur diye düşündüğünüz hayatı ben, bir kalemin mürekkebi ile bıraktım. O yüzden fazla efor sarfetmeyin satranç gibi hayatlarınızı düşes gibi sergilemiyin..
Alice Harikalar Diyarı Metaforların Bazıları
Alice: Sürekli büyüyüp küçülür, kim olduğunu sorgular. Bu durum ergenliğe geçiş metaforudur. Beyaz Tavşan: Sürekli geç kaldığını düşünür. Bu, yetişkin dünyasının zaman takıntısını, aceleciliği ve düzen baskısını temsil eder. Tavşan Deliği: Alice’in deliğe düşmesi, bilinçaltına iniş metaforudur. İç Beni ve Ye Beni: Değişim korkusunu temsil eder. Alice’in yiyip içtikçe bedeninin büyüyüp küçülmesi; ergenlik, beden algısı ve kontrol kaybı metaforudur. Cheshire Kedisi: Bir görünüp bir kaybolur. Gerçekliğin kayganlığını ve aklın ne kadar güvenilmez olabileceğini anlatır. Mad Hatter’ın Çay Partisi: Anlamsız toplum kuralları, sonsuz tekrar ve saçma görgü kurallarıyla dalga geçer. Victoria dönemi toplumunun aşırı resmiyetini ve yapaylığını eleştirir. Zamanın durmuş olması, monotonlaşan dünyayı temsil eder. Kupa Kraliçesi: Otoriteyi ve zalim yönetimi simgeler. Anlamsız güç, korkuyla yönetim ve çocukların yetişkin otoritesini korkutucu algılaması metaforudur. İskambil Kartları: Kimliksiz insanları temsil eder. Bireyselliği olmayan, yalnızca sisteme hizmet eden insanları simgeler. Tırtıl: Kimlik ve dönüşüm temasıyla ilgilidir. Tırtılın sürekli “Sen kimsin?” diye sorması, Alice’in kimlik arayışını temsil eder. Kelebeğe dönüşmesi ise değişim ve olgunlaşma metaforudur. Domuza Dönüşen Bebek: Sevgi görmeyen, kaba ve kaotik bir ortamda büyüyen çocuğun zamanla insanlıktan uzaklaşmasını simgeler. Düşes: Çelişkili bir yetişkin figürüdür. Her olaydan ahlak dersi çıkarma çabası, Victoria dönemi yetişkinlerinin çocuklara zorla ders verme yaklaşımıyla dalga geçer. Sahte Kaplumbağa: Victoria döneminde gerçek deniz kaplumbağasından yapılan pahalı bir yemeğe gönderme yapar. Karakter sürekli geçmişine ağlayan, abartılı derecede dramatik ve nostaljik bir figürdür. Bu da ezberci eğitim sistemi ve
Edebiyat
İnsanlar vicdansız olunca savaş çıkar Herkes yalnızca kendi vicdanıyla savaşmış olsa savaş olmazdı." dedi. "Bu çok iyi olurdu." Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) , Lev Tolstoy Prens Nicholay hayat ona göre yalnızca dakik ve ölçülü olduğunuz zaman kazanılacak bir savaştır bu yüzden hayata taviz vermemeyi öğrenmiştir hayat ile savaşırken savaşa girmenin ilk şartı dakik olmak ve planlı hareket etmektir bu yüzdende saati yakalayabilmek için sürekli saate bakar elbiselerinizin ütülü olması ise hayata umutlu bir başlangıçtır düşmanı sadece disiplinle yenebilirmiyiz ve bir gün oda oğlu Andreyi fransız rus savaşına gönderir savaşın hangi zamanda yapıldığı çok önemlidir bedir savaşına katılmış olsanız kahramansınız fakat 21.yy da savaşlar suç  görülmektedir yani desenizki istanbulun fethinde savaşa katılmayalım insanları öldürmeyelim sultanım bu isyanla yargılanır idamla sonuçlanır fakat 21.yy da durun savaşmayalım deseniz kahramansınız prens vasiliy yaşadıkça yaşadıkları kalbinden geçirdikleri gönlünde iz bırakmaya başlar ve bir gün zihninde silinmez bir haber kapısını çalar savaş bitmiştir bir babaya en kötü haberi verirler kanlı bir gömlek nicholay ise sadece şunu söylemekle yetinir insanlarla savaşmak yerine sadece vicdanımızla savaşmış olsaydık belkide hiç bir savaş olmazdı Dünyanın süsü güzel kadındır aldatır İnsanlar zihinlerinde kurgulayıp doğruluk nisbet ettikleri pek çok şeyin doğru olmadığını ve gerçek olanın ne olduğunu kesin bir bilgi ile âhirette bileceklerdir. Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı? Temel Yeşilyurt Elen zengin bir koca bulsa hiç kaçırmayacak olan insanlardandır zihni ise kendi evinden uzak doğruluk nedir unutmuş bir kızdır yanlışı doğruluk olan gören bu sosyete kızı gerçeği görecekmi elen insanlar doğruluğun ne olduğunu bilmezler sadece sizin elbise ve
Edebiyat