Böyle düşününce insan neyi israf edebilir ki?..
Sen bu akşam kumarda beşyüz lira kaybettin. Düşün, bu parada ne kadar insan ve emek hakkı var... Eğer, bir hamal, sırtında elli kiloluk yükü bir kilometre ötesine iki buçuk liraya taşırsa, bu beşyüz liranın karşılığı, iki yüz hamal emeğidir; yahut bir hamalın iki yüz kilometrelik emeği... Tam yedi yüz on beş ekmek parası... Bir hastahane dolusu insanın acısını dindirecek ilâç tutarı... Bayram sabahı, boynu bükük, bilmem kaç öksüzün kundura bedeli... Şu kadar kefen, yahut kundak bezi; bu kadar ah, vah, yahut oh, eh karşılığı... Çocuklar! Bütün bu hak sahiplerine acıyan, bütün bu emeklere içi sızlayan, parasını nasıl bir zara, bir kâğıda teslim eder? Düşeş niçin bey de, hepyek neden köle?.. (Uzun durak... Bakınma...) Düşünmeğe kurcalamağa lüzum yok, çocuklar! Acımak, düşünmektedir, acımak bulmaktadır. Acıyın, yeter!
Sayfa 80
Kelimeler hayatıma zar atıyor,bazen hepyek geliyor, kapılar kapanıyor;bazen de düşeş geliyor, kazanıyorum. Hayat bir oyun mu ? Ben oyuncak mıyım? Oyuncu muyum? Hayatımı kurtaracak sabit kaideler olmalıydı,o köprüler beni azgın sulardan korumalıydı. Öyle sallar olmalıydı ki sele kapılmayayım.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sen baksan görürdün Her gözüme bir düşeş oturmuştu Sen görsen anlardın Titanyum beyazı yalnızlığımı
Dalgalarla coşup çalkalanan incili bir okyanus var! Sen ondan habersizsin, ey hep düşeş atıp kazanmak isteyen! O okyanusu ve o incileri bulmayan, la'da kalır, illallah' a ulaşamaz!
Düşes, "Herkes kendi işine baksa dünya daha hızlı dönerdi!" diye homurdandı.
Sayfa 68 - Koridor Yayınları·Kitabı okudu
Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu. “Bir illettir.” “Aşk?” “Yanılsama.”
Sayfa 242·Kitabı okudu
Alıntı