EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
ACIGÖL BELEDİYESİ 1.KİTAP GÜNLERİ BAŞLADI… KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 06-07-08 Mayıs 2026 tarihlerinde 3 gün sürecek olan ”Acıgöl Belediyesi 1.Kitap Günleri Etkinliği” başladı, Acıgöl Spor Salonu Acıgöl-Nevşehir adresinde ki kitap etkinliği her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilir. Etkinlikte kum saati sanatçısı-şair ve yazar Tarkan Köylü ”Kum Saati Gösterisi” yapacak, ayrıca okuyucuları ile söyleşi yaparak kitap da imzalayacaktır. Şair-Yazar-Ses Sanatçısı Barış Çelimli ise müzik dinletisi’nde bulunacak, okuyucuları ile söyleşi de bulunacak ve kitap imzalayacaktır. Yazar Oğuz Özdem’de, ”Nevşehir Yazarlar Standı”nda yazar Osman Aytekin ile birlikte 5 kitabını okuyucuları için imzalayacaktır. ************************************************************************ 2.PRİENE FESTİVALİ SÖKE’NİN GÜLLÜBAHÇE KASABASI’NDA YAPILACAK… KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 09-10 Mayıs 2026 Cumartesi ve Pazar günleri, Aydın’a bağlı Söke İlçesi’nin Güllübahçe Kasabası’nda ”2.Priene Kültür Festivali” yapılacaktır, festival de Alexandra Gravas ile Suzan Kardeş konser için sahneye çıkacaktır. Söke ile Didim arasında yer alan tarihi kasabadaki gösteriler halka açık ve ücretsizdir, özel araçlarla kasabaya ulaşılabilir. Festival, Söke Belediyesi’nin katkıları ile organize edilmiştir. ******************************************************************************************* DR.MUSA DİNÇ ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA OKUYUCULARI İÇİN KİTAP İMZALAYACAK… KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 09-17 Mayıs tarihleri arasında açılacak olan ”Eskişehir Kitap Fuarı”nda ki ”Edebiyatçılar Derneği Standı”nda yer alacak olan Sosyal Psikolog-Eğitimci-Yazar Dr. Musa Dinç okuyucuları için kitap imzalayacak, hemen hemen Türkiye’de açılan bir çok kitap fuarında yer alan Dr.
Hıdırellezde neler yapılır nasıl dua edilir 5 mayıs akşam ezanı ile gül dallarına paralar asılır.(Eskiden kese içine para dikilip gül dibine gömülürmüş.) ya da açık cüzdan bırakılır. Böylelikle bolluk ve berekete ulaşmak, varlıklı kişiler olmak düşlenir. Asılan paralar ya da cüzdanlar 6 Mayıs sabah erkenden geri toplanır.Evdeki her kişi için yedi fasulye ya da yedi nohut ekilir, gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir. 5 Mayıs akşamı evlenme çağına gelmiş kızlara bulaşık yıkattırılmaz. 5 Mayıs günü (Nişanlılar arsında) oğlan evi, kız evine Hıdırellez Kurbanı, olarak süslenmiş bir koç gönderir. Bu kurban ertesi gün kesilerek birlikte yenir. Yemeğe çağırılanlar, çarşaf, havlu yemeni ve gönüllerinden kopan armağanlar getirirler. Getirilen armağanlar ipler üzerinde sergilenir Hıdırellez günü, erkenden kalkılıp kapılar açılır. Genç kızlar için hazırlanan sandıklar açılır. Açılır ki eve bereket dolsun, genç kızımız da iyi bir evlilik yapsın. Hıdırellez günü, bazıları sabah gün doğarken kırlara, bağlara, bahçelere çıkıp buralarda Hızır’ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler. Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır. Hıdırellez günü, hiçbir yeşil dalından koparılmaz. 6 Mayıs günü ikindi zamanı Hıdırellezin bittiğine inanılır. Ancak eğlenceler hava kararıncaya değin sürer. Hızır uğrasın! dileği bolluk gelmesi anlamında kullanılır İşte dilek dilerken ve Gül ağacına astıktan sonra edeceğiniz Dua… Bismillahirahmanirahim bin bir adım bir adım allah bir adım adım kerim kerem allah başımda bir duman var yardım eyle ya allah la ilaha illallah muhammeden resullullah yetiş imdadıma hızır ile allah birsin sen kulla
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Düşmek iyidir. Tutunacak bir dalı olup olmadığını gösterir insana. Görmezden geldiği gerçekleri vurur yüzüne. Hevesle çaldığı her kapının evi olmadığını öğretir. (Ot/139)
Alıntı
kör adamın gazeli-hüseyin kaytan
Olmadığın yerlerde buldum seni, ya olduğun yer nedir Kanatlar verdin denizine ruhunun, ya düştüğüm yer nedir Düştüğüm bir yer değil, rüyasında ihtiyarın bir meyhane Sefilim içtiğim gözyaşın, südün mey, ya meyger nedir Meyger ışıktan bir sefil, başka yok sunacak kendi kanından Gül katilidir aşıklar, kefenleri kızılca, mezarları nerdedir Mezarım sensin, sürüklendim dalgalarında deniz olan senin Mavi karanlığında kör bir kaşifim, bilmem ben neyim diger nedir Diger bir bahçedir açıldığın, ey çiy damlasından mücevher Bahçıvan yalnız şarabı düşler, sormaz mest eden cevher nedir Cevher senden bir bakıştır yayılmış, sabah etmiş her zamanı Bu sabahın içindeyim de, bilmem sabah ne, ya seher nedir Seher Dersim'de bir vahşi kuştur bir yılanla dost olmuş Bir sır bilmişler ki yağmurun bedeni, ateşin evi, gözlerdeki fer nedir Ferden korkan yüreksizler birgün öldürürse yılanı, o çağırır : - Ey vahşi kuş, sır senden çıkmadıysa, bu verdiğim ser nedir
Hikâye: Sükûtun Yankısı / Suat Kıyak
Aras, şehrin gürültüsünde anlamını yitirmiş, başarılı ama mutsuz bir mimardır. Modern dünyada kaybolmuş bir ruhun, eski bir sahaf dükkanında bulduğu yazılarla kendi özüne dönüşü gerçekleştirme mücadelesi yolculuğuna Sadi Bey'in rehberliğinde başlamıştır. Sadi bey Aras'ın yoluna ışık tutan, az konuşan, "nefesin kıymetini" bilen bir sahaftır... ★ Aras, bir akşam yağmurdan kaçarken kendini eski bir dükkanda bulur. Orada, tozlu rafların arasında bir defter keşfeder. Defterin başında "Sükûtun Yankısı" yazmaktadır. Her bölümde bir "kelam" yer alır ve Aras bu sözlerin izini sürerken kendi hayatındaki düğümleri çözer. ★ Şehrin metalik kokusu genzini yakıyordu. Aras, elindeki dosyaları sıkıca tutarak kalabalığın arasında adeta akıntıya karşı kürek çekiyordu. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, ama kimse nereye gittiğini tam olarak bilmiyordu. Tam o anda, sokağın kuytusunda kalmış, vitrini loş bir dükkan çarptı gözüne. Kapının üzerindeki pirinç levhada sadece şu yazıyordu: “Kelam nefesle can bulur, nefes ise sükûtla.” İçeri girdiğinde zamanın durduğunu hissetti. Yaşlı bir adam, gözlüklerinin üzerinden ona bakıp gülümsedi. "Hoş geldin evlat," dedi Sadi Bey. "Tam da nefesin daraldığı bir vakitte geldin." Aras şaşkındı. Sadi Bey masanın üzerindeki yıpranmış defteri ona uzattı. "Bu defterde yazanlar sadece mürekkep değil, birer yol haritasıdır. Okumak yetmez, solumak gerekir." Aras defteri açtı. İlk sayfanın başlığı altındaki ilk satırı okumaya başladı: "Dünya gürültüsü, kalbin fısıltısını duymaman için kurgulanmış bir dekordur. Dur ve sadece nefes al. Çünkü o nefes, sana senden daha yakındır." O gece Aras için dönüşüm başlamıştı. Artık sadece binalar değil, kendi ruhunun mimarisini de yeniden inşa edecekti belki. Ne yazmıştı Sadi bey o defterde: "Huzur içimizde, idrâk ve
Bir şeye haddinden fazla anlam yüklemek, anlamsızlaşmanın ilk adımıdır.
1000Kitap